DENEMELER

RAVER ALİ: Rojava Praksisi

Her iktisadi yapının, politik, askeri, kültürel ve ütopik bir bütünlüğü vardır. Bütünlüğü oluşturan enstrümanlar arasındaki armoni yapının işleyişini ve gelişiminin yönünü belirlemektedir. Bu enstrümanların hangi tercihlere, önceliklere ve ihtiyaçlara göre şekillendirileceği o iktisadi yapının mantığına bağlıdır.

Üretim araçlarının, o coğrafyadaki yer altı yer üstü kaynaklarının ve bunların üretimden bölüşüm sürecine kadar karar yetki ve payının nasıl olacağı temelde iki sistemi işaret ediyor. Bu iki genel eğilim arasında elbette onlarca pratik ve uygulama söz konusudur.

Üretim araçları, yer altı madenleri, su kaynakları, temel alt yapı yatırımları tamamen denetimsiz, kontrolsüz pazarın şartlarına bırakılmış piyasa kapitalist sistem mi? Yoksa toplum adına kooperatifler, devlet işletmelerine büyük oranda katılımını sağlayan, doğal kaynakların korunmasına dayalı ekolojik sosyal/sosyalist bir ekonomi modeli mi tercih edilecektir? Bu tercih doğal olarak cinsiyet ayrımcılığı, yerelden merkeze kadar karar süreçlerini, yetki mekanizmalarını farklılıkların ne oranda temsil edileceklerini de belirler.

Neo-liberal kapitalist bir tercihte eğitim, sağlık, iş güvencesi ve barınma devletin sorumluluğundan çıkarılarak, tamamen vatandaşların kendi gelirleri ve piyasa koşullarında ihtiyaçlarını gidermelerini emreder. Neo-liberalizme göre ‘rasyonel akıl’ hane halkını, girişimciyi ve bireyi yaşamını sürdürmesi için akıllı kararlar almaya zorlayacak, buna uyum sağlamayanların sistemin nimetlerinden yararlanma şansı kalmayacaktır. Mantığı gereği dışa yönelik yayılmacı ve emperyalist bir politika izleyecektir. Toplanan vergiler, devletin asli işlevi olan ‘jandarma devlet’ fonksiyonun gerçekleşmesi için büyük oranda güvenlik ve askeri harcamalara gidecektir. On beşinci yüz yıldan beri örülen ve bu gün yerküre üzerinde neredeyse tamamen uygulanan hakim sistem budur.

Buna karşın sosyalist sistemler; SSCB, Çin, Küba ve birkaç ülkede değişik tonlarda, özelliklerde son derece tartışmalı olarak uygulanmıştı. Kimi iktisatçıların ‘kapitalist dışı toplumlar’, kimisi de ‘devlet kapitalizmi’ olarak gördükleri bu pratik yapılar şu anda alternatif olma anlamında büyük bir kriz yaşamaktadır. Nihayetinde bu sistemler, kapitalist sistemden bir çok alanda kopuş sağlayamamıştır. En büyük eleştiriyi politik alandaki uygulamalar çekmiştir

Farklı coğrafyalarda her iki sistemin bir tür eleştirisi olan ekolojik ağırlıklı bir sosyal ekonomi sistemi tartışmalarıyla ve pratikleriyle karşı karşıyayız. Piyasa sosyalizminden, İskandinavya modeline buradan Rojava’daki ekolojik toplum modeline kadar insanlığın arayışı devam etmektedir. Geçmişin yetersizlikleri toplumlar üzerinde bir çaresizlik yaratmayacak her zaman bir alternatif arayışı sürecektir.

Rojava’da oluşan kantonlar, orta doğu coğrafyasında her türlü karanlık, yıkım ve ayrımcı politikalara karşı ‘Güneş Ülkesi’ olma rolünü almıştır. Işık yakılmış ancak büyütülmeye ve güneş olmaya ihtiyaç duymaktadır. Bu da ekonomi-politik ve sosyal politik bütün yapılarında insan merkezli, geniş katılımlı, ekolojik duyarlı ve cinsiyet ayrımının ortadan kalktığı laik, bilimsel bir modelle mümkündür.