Monday, December 18

Kürdistan’da Sektörel Yatırım Potansiyeli

Giriş
Kürdistan’ın geleneksel toprakları 550 bin kilometreye tekabül etmektedir. Birçok etnik ve dinsel guruba ait yaklaşık 50 milyon insan yaşamakta. Değişen siyasal şartlara paralel olarak parçalar arası ticari, kültürel, siyasal ve toplumsal ilişki özellikle son 20 yıldır artmıştır ve her geçen gün de artmaya devam etmektedir.
Kürt coğrafyasında daha çok Türkiye ve İran ekonomik güç olarak öne çıkmaktadırlar. 1991’yılından itibaren Irak, 2011’den itibaren de Suriye bu topraklarda ekonomik olarak güçlerini kaybetmişlerdir.
Türkiye ve İran dış piyasalarda satamadıkları, rekabet edemedikleri ürünleri Kürt tüketicilerine satarak hem kamu, hem de özel sektör olarak büyük kazançlar sağlamaktadırlar. Yine yeraltı ve yerüstü zenginliklerini oldukça düşük maliyetle değerlendirmektedirler.
Ellerinde bulundurdukları avantajlardan dolayı yerli veya yabancı ekonomi güçlerinin Kürt ekonomi bölgelerine bağımsız biçimde faaliyet göstermelerine pek sıcak yaklaşmamaktadırlar. Yerel üreticilerin çalışmalarına kayıtsız kalmakta, yasal veya pratik engeller çıkarmaktadırlar. Yurtiçi ve yurtdışı organizasyonlarını sınırlandırmakta ya da devlet denetiminde yürütmelerine müsaade etmektedirler. Hatta bazen siyasal, bazen yasal, bazen de ekonomik güçlerini yabancı sermaye hareketleri üzerinde kullanmakta, bunların da bölgeye yönelik girişimlerini engellemeye çalışmaktadırlar. Sınırlı sayıda küçük ve orta boy ticaret ve üretim yapan yabancı sermaye güçlerinin hareketlerine izin verseler de hareket alanlarını kısıtlamakta, kendi firmalarını aynı sektörde teşvik etmekte ve onları devre dışı bırakmaktadırlar.
Petrol gibi stratejik önem arz eden ürünlerin çıkarılması, pazarlanması ise büyük şirketlerin etki alanına girmektedir. Hatta büyük ve zengin devletlerin politik ve askeri güçleri de devreye girmektedir. Yani Türkiye ve İran tamamıyla baş edemediği alanlar sadece petrol, doğalgaz gibi enerji yatırımlarıdır. Bu iki ülke bu sektörde olmakla birlikte yabancı firmalarda vardır ve daha etkilidirler.
Türkiye içinde bulunduğu uluslararası anlaşmalar gereği Bakur’da liberal politikalar ve yabancı sermaye hareketlerine belli bir tahammül göstermektedir. Başur ve Rojava’da ise Kürtlerin uluslararası ilişkilere açık olan eğilimleri nedeniyle ticaret ve ekonomik faaliyetler önünde ciddi bir engel yoktur. Son süreçte yaptığı anlaşmalarla İran’da yabancı sermayenin, ekonomik güçlerin aktivitelerine engelleri kaldırmaktadır. Ama bunun Kürt bölgelerine yansıması zaman alacaktır.
Yabancı ekonomik güçlerin ister devlet, ister şirket, isterse STK öncülüklü işletme veya kooperatif vb olsun örgütlü olmaları büyük önem arz etmektedir. Küçük ölçekli bir işletmenin alacağı verim çok sınırlı kalabilir. Buna karşılık devletin ekonomik ve politik desteğini alan, sektörel olarak örgütlü birimlerin girişiminin daha etkili olabileceğini belirtmekte fayda var. Bu sağlandığı taktirde bölgedeki siyasal/yasal engeller rahatlıkla aşılabilir. Ayrıca tutunabilmek ve bir sektörde sonuç alabilmek için de bölgede muhakkak örgütlü ekonomik birimlerle ortak hareket edilmesine dikkat edilmelidir. Onların rehberliği, öncülüğü daha isabetli yatırımların gerçekleşmesinde, sonuç alınmasında etkili olabilir. Yine bölge müteşebbislerinin belli bir düzeyde yabancı yatırımcılara ortaklığı teşvik edilmelidir. Belli bir hisse paylaşımı yereldeki güçlerinden faydalanılması için çok büyük avantajlar sağlayabilir. Ayrıca onların da lokal alandan çıkıp, global piyasalarda aktör olmalarının önü açılır. Çünkü bölgenin nabzını iyi bilen, toplumsal, siyasal ilişkilerin gidişatına göre ekonominin yönelimini kavrayan buna göre atılım yapan ya da tedbirler alan tecrübe birikimi mevcut. Bu anlamda bazen ortaklıklar olmaz ise bölgede deneyimli bazı insanların yönetici vb olarak çalıştırılmasında fayda vardır.

Ürün alım/toplama ve dağıtım merkezleri:
İlk elde her türlü ticari ürün pazarına açık bir bölgedir Kürdistan. Tüm bölgelerinde hazır tüketim malları için büyük bir potansiyel mevcuttur. Gıda, giyim, kullanım malzemesi, elektronik araç vb her türlü ürünün satışı pazarlanması mümkündür. Türkiye, İran, Çin ve Avrupa menşeli ürünler sırasıyla Kürt pazarlarında yer almaktadır. Buna başka ülkelerin ve yatırımcılarının katılması da mümkündür.
Ancak daha avantajlı olabilmek için coğrafi dezavantajı aşmak gerekmektedir. İran ve Türkiye’nin yanı sıra Dubai’nin lojistiği ve yakınlığı bunları avantajlı kılmaktadır. Haliyle ilk elde ürün alımı ve toplanmasını yapacak birkaç merkezi bölgede depolara/mağazalara ihtiyaç vardır. Buradan da bölgeye dağıtımı mümkündür. Başur’da Hewler, Süleymaniye, Rojava’da Qamışlo, Heseke, Afrin, Bakur’da Antep, Diyarbakır, Van, Doğu Kürdistan için Kermanşah, Urmiye ilk akla gelen ürün alım ve toplanma merkezleri olarak düşünülebilir. İhtiyaca göre soğuk hava depoları, ürün ambalajlama ihtiyacı doğabilir. Bunların gerekleri ve planlaması ayrı ayrı yapılmalı ve detaylanmalıdır.
Ayrıca ürüne, satış potansiyeline ve ihtiyaçlara göre çeşitli kentlerde bayiler de oluşturulabilir. Böylece ciddi bir Pazar ağı oluşturulabilir ve hem dış hem de iç piyasa ürünlerinin alım ve satımı kolaylıkla sağlanabilir.

Lojistik ve taşımacılık sektörü:
Üretim ve dağıtım merkezlerinin kuruluşuna paralel olarak taşımacılık yatırımları da hesaba katılmalıdır. Kürdistan’ın hiçbir bölgesinde çok sistematik dağıtım mevcut değildir. Büyük firmalar mevcut, ancak daha ziyade küçük ölçekli veya bireysel girişimler mevcut. Bunların çalışma tarzı da istikrarlı ve düzenli değil. Haliyle ürün alımı, tüketiciye ulaşımı hala sorunludur. Dolayısıyla taşımacılık için ciddi yatırım olanakları mevcut. Örneğin inşa edilecek ürün toplama ve dağıtım merkezleri yanı sıra yöredeki üreticilere de hitap edecek uluslararası, kentler arası, kent içi ulaşımı yatırımı gerekmektedir ve haliyle lojistik de bir yatırım ihtiyacı olarak doğar. Tır, kamyon, kamyonet, auto biçiminde ürün ulaşım ve dağıtımı için araç filoları düşünülebilir. İyi ve sistematize edilmiş bir araç filosu ile günü birlik Bakur ile Rojava arasında örneğin Diyarbakır’dan Kamışlo’ya, Urfa’dan Kobani’ye Antep’ten Efrin’e, Duhok’tan Derik’e ya da Van’dan Kars’a, Karabağ’a (Ermenistan) ve Urmiye’ye (İran)mal akışı gerçekleşebilir. Böylece ürünün hangi ülkenin sınırları içinde olduğunun da çok önemli bir nedeni olmaz. Yeter ki, siyasal, yasal şartlar elversin, ekonomik aktivitelerin önü açık tutulsun.
Hava taşımacılığı da önemlidir. Hem insan hem mal taşımacılığını esas alacak çeşitli düzeylerde havacılık filolarına ihtiyaç vardır. Bu stratejik bir yatırım girişimi olur. Çünkü Kürt bölgelerinin denize sınırlarının olmaması, politik istikrarsızlık ve bundan kaynaklı engeller, ambargolar yaygın uçak taşımacılığıyla hızlı bir biçimde aşılabilir. Ciddi ve büyük ve maliyetli bir yatırım girişimi olarak görülebilir. Ama belki de yeryüzünde Kürtlerin en çok buna ihtiyacı var. Bu ihtiyaçları karşılandığı oranda tüm bölgede ve dünya çapında daha bağımsız, daha dinamik ve daha açık hareket edilebilir.

Yedek parça ürünleri:
Kürdistan’ın hiçbir bölgesinde ciddi sanayi yatırımları mevcut değildir. Dolayısıyla nerdeyse tüm ürünleri dış piyasalardan temin etmektedir. Bundan dolayı özellikle makine, araç donanımının yedek parça ihtiyacı hep bir sıkıntıdır. Bu alanda faaliyet gösteren her işletmecinin iyi bir kazanç elde etmesi mümkündür. Hakeza eski araç parçaları da gereklidir. Çünkü eski model arabalar, makinelerde azımsanmayacak sayıda. Başur ve Rojava’da Japon, Kore arabaları ve ardından Avrupa menşeli araç varlığı gözlenmektedir. Bakur’da ise tersi geçerlidir.

Tekstil sektörü:
Her türlü kıyafet ve ayakkabının üretimi Türkiye merkezli bir üretime tabiidir. Buralarda merkezi firmalar ve onlara ürün üreten şubeler eliyle Bakur ve Başur piyasalarına mal satışı gerçekleşmektedir. Bakur’dakiler İstanbul, İzmir merkezli büyük firmalar için üretim yapabiliyor. Rojava ise kendi iç piyasasına ve Afrin’de Antep için üretim yapıyor. Fason üretim diye nitelendirilebilir.
Tekstil sektöründe marka taklidi yapılmaktadır. Dargelirli kesimler bu ürünlerin tüketicisi. Ayakkabısından, pantolon, ceket, gömlek ve iç çamaşırına kadar her türlü üretim mevcut.
Ancak gerçek markaları tüketecek ciddi bir potansiyel de mevcut. Bu yönlü ürünlerin Avrupa’dan Bakur’a ve Başur’a pazarlanması mümkün. İyi bir tanıtım ve pazarlama ağıyla tutunmak mümkün.
Ya da üretim cephesinden bakıldığında Rojava, Bakur ve hatta Rojhılat’ta tekstil üretimini teşvik etmek, kullanılan kumaş, desen ve dikiş için titiz davranmak, hatta belli zamanlarda eğitim vermek kaydıyla kaliteli ürün üretimi yapmak mümkün. Elde edilecek ürün ve desenleri markalaştırmak ve Avrupa piyasalarına sunmak söz konusu olabilir Yani Hindistan ve Bangladeş gibi tekstil merkezlerinin benzeri buralarda da yaratılabilir.
Turizm: dağ ve kır gezileri, tarihi eserlerin ziyareti ve kış turizmi yani kayak açısından olabildiğince zengin bir bölge. Hatta mineral su kaynakları, doğal ve yapay baraj gölleri sayesinde kıyı turizmi de artık yapılabilir. Aynı şekilde farklı insan topluluklarının, inançlarının ve yaşam tarzlarının varlığı ve onların tarihi değerleri itibariyle kültür turizmi için de bir hazinedir. Bütün parçaları kapsayan derli toplu bir turizm kaynakları haritasının çıkarılması gerekir.
Turizm acentelerinin bunu değerlendirmesi ve yatırım yapması daha bir kolaylaşır. Ayrıca taşımacılık, otelcilik, yemekhane, eğlence vb hizmet birimleri de harekete geçirir.
Özellikle yöresel yemek kültürünün de tanıtılması gerekir. Doğal ve organik besinler, tarihsel dokular ve dekorasyon içinde kahvaltı türlerinden sıcak yemek çeşitlerine değin birçok türün yeniden üretilebilir, kullanılabilir hale getirilmesi hem turizm açısından bir getiri, hem Kürt mutfağını tanıtma hem de bu kültürel dokuyu canlandırma açısından çok anlamlı olacaktır.
İlk elde mevcut kaynakların kullanılması esas alınırsa hızla yatırım yapmak ve sonuç almak mümkün. Ancak şu an bölgedeki çatışmalar ve siyasal istikrarsızlık en büyük sorun olarak ortaya çıkmaktadır.

Tarım ve tarıma dayalı yatırım potansiyeli:
Kürdistan adeta bir tarım ülkesidir. Yüksek dağalar, platolar ve yaylaların hemen kıyısında başlayan derin vadiler ve ovalar sayesinde eş zamanlı farklı iklimleri, farklı üretim dokularını görmek mümkün.
Üzüm, kayısı, pamuk, tütün, fıstık, ceviz, dut, domates, patates, şeker pancarı, karpuz, kavun, buğday, arpa, mercimek, zeytin, kivi, badem, elma, armut, yonca gibi birçok ürün çeşidi hâlihazırda yetişmektedir. Denemesi yapılan birçok ürünün bu bölgede yetişebildiği de görülmektedir. Ancak ekonomik veya başka nedenlerle her ürünün yetiştiriciliği kapasitesi oranında yaygınlaşmamıştır. Türk devletinin önceliği batı bölgelerine vermesi, bölgeyi sadece tahıl üretimine terk etmesi mevcut potansiyelin açığa çıkmasını engellemiştir. Aynı durum Suriye için de geçerlidir. Tahıl ambarı olarak gördüğü Kürt bölgelerinde farklı üretim biçimlerini engellemiştir.
İster doğrudan ürün yetiştiriciliği ister ürünlerin işlenmesine yönelik araç ve donanım yatırım tercih edilsin, hepsinin getirisi yüksek olacaktır. Ürünlerin hem bölge içinde tüketici bulması, hem Avrupa, Arap ve Kafkas ülkelerine ihracı mümkün.
Un, yem, mercimek, makarna, bulgur, konserve fabrikaları, ürün ayıklama, paketleme ve satış merkezleri için yatırım potansiyeli hem Rojava’da hem Bakur hem de Başur’da mevcut.
Ayrıca seracılık yapılabilir. Gelişmiş tarım tekniklerinin kullanılmasıyla ürün üretimi bütün yıl içine yayılabilir, aynı tarımsal alan değişik türler için değerlendirilebilir. Hakeza aynı arazide sera/naylon veya cam kaplı çok katlı ve raylı sistemle yoğun üretim yapılabilir.
Ürün stoklama binaları, soğuk hava depoları, uygun taşıma araçları donanımı başka bir yatırım ihtiyacıdır.
Daha da önemlisi arazi planlaması halen yapılmış değildir. Birçok arazi de rastgele ekim yapılmaktadır. Oysa alan çalışması, tarlaların birleştirilmesi, ürün deseninin ihtiyacına göre ekim ve hasadı yapacak makinelerin, ürünün stoklanacağı ve işleneceği bina ve araçların planlanması gerekir. Ürünün kısa zamanda pazarlara ulaşmasını sağlayacak ulaşım araçları ve mekanizmalarının olacağı şekilde arazi tahsisi ve diyaznı gerekmektedir. Bu çalışmalar yapıldıktan sonra yatırım için çeşitli ülke ve bölgelerde tanıtımların yapılması gerekmektedir. Örneğin bazı girişimciler ekim ve hasat araçlarına, bazıları ürün yetiştiriciliğine bazıları işlemesine, bazıları taşımacılığına talip olabilir. Böylece birçok sektör kompleks bir biçimde iç içe çalışarak, birbirinin gelişmesini sağlayabilir.
Tatlı su balıkçılığı: Bakir bir alan ve potansiyeli pek fark edilmiş değil. Oysa nehirler, baraj ve doğal göller açısından zengin bir coğrafya. Havuz ve tesislerin yapımı ile tatlı su balık üretimi, bunu işleyecek sanayi için oldukça ciddi bir potansiyel var. Pazar payı da bölgenin kendisidir. Çünkü şu anda bile uzak coğrafyalardan balık ve ürünleri burada pazarlanmaktadır.

Kümes hayvancılığı:
Mevcut üretim sistemi yanı sıra organik kümes hayvancılığı yapmak mümkün. Organik tavuk eti, yumurtası ve tüyü tamamen değerlendirilebilir. Şu an İran ve Türkiye’nin batı bölgelerindeki sanayiciler satış yapmaktadırlar. Oysa bölge hem üretim hem de tüketim potansiyeli açısından yüksek bir kapasiteye sahiptir.
Özellikle şu yakın dönem için Rojava’nın çok çok acil yatırım ihtiyacı vardır. Daha önce var olan ve terk edilmiş bazı işletmelerin yeniden düzenlenerek kullanılabilir hale getirilmesi de mümkün. İhtiyaç o kadar acil ki, çoğu insan Türkiye’den kaçak yollarla getirtilen tüketim tarihi geçmiş ürünleri almak zorunda kalıyor.
Mera, Besi ve Süt hayvancılığı: Mera bölgeleri Toroslardan, Serhat yaylalarına ve Zağroslara kadar olan dağ silsilesinde çok geniş bir bölgeye sahiptir. Bakur, Rojhılat ve Başur hattının üzerinde olan bu bölgelerde mera hayvancılığı yapmak, bunların süt ve süt ürünleri, et, deri, yünlerini alıp değerlendirmek çok büyük avantajlar sağlar. Özellikle bu bölgelerdin toprakları henüz zehirlenmemiş ve organik üretim için uygundur. Yine otlayan hayvansal ürünlerin kalitesi ve piyasa değeri de farklıdır. Örneğin Kars ve yöresinde kaşar, Van otlu peyniri, Bingöl keçi yağı ve sütünden peynir nadir bulunan sadece birkaç örnektir. Aynı şekilde et, deri ve yün de özgün özelliklere sahipler. Ancak bu ürünler devlet kurumları veya yöresel tüccarlar eliyle sınırlı pazarlarda tüketilmektedir. Oysa dünya çapında Pazar sahibi olabilir özgünlükleriyle yüksek bir değere satılabilirler. Nihayetinde Amerika’da tüketilen en yaygın ürün Chobani yoğurtları bu bölgedeki tat ve karışım özellikleri kullanılarak orada üretilmiştir.
Besi hayvancılığı pek gelişmiş değildir. Çünkü pazarlama sorunu var. Ancak kolaylıkla aşılabilir ve bu sektör ciddi bir sıçrama yapabilir. Çünkü daha önce devletin devlet üretme çiftlikleri yine Koç Holding, yatırımları oldu. Bunlar eliyle besi hayvancılığı yapılmış ve çok iyi sonuçlar alınmıştı. Ancak halkın ekonomik şartlarının ve teknik bilgi yetersizliği ile Pazar organizasyonundaki problem nedeniyle besi hayvancılığı yaygınlaşmamıştır. Oysa yörenin buğdayı, arpası, ot türleri, şekerpancarı, küspesinin organik üretimi mümkün ve bununla hayvanın organik beslenmesi gerçekleştirilebilir. Hakeza alınan et, deri ve süt ürünlerinin de Türkiye, Kürdistan bölgeleri, Arap ve Avrupa pazarlarında satılması mümkün.
Bunlara ek olarak bölge yaygın bir biçimde bal üretim potansiyeline sahiptir. Bakur, Başur ve Rojhılat uygun coğrafi özelliklere sahipler. Yine ipekböcekçiliği için de iyi bir coğrafi ve iklimsel zemin var. Ancak yatırım ihtiyacı açıktır.

Petrol ve ürünleri:
Başur ve rojava petrol bölgeleridir. Ancak daha çok ham petrol çıkarılıp, basit işlemlerden geçirilerek dış piyasalara pompalanmaktadır. Suriye ve Irak yönetimleri zamanında böyle bir altyapı oluşturulmuş ve hala bunun üzerinde şekillenen bir mekanizma var. Kısmen rafine edilip mazot ve benzin de alınmakta ve iç piyasada tüketilmektedir. Ancak petrol ürünlerine dayalı yaygın üretim tesisleri ve işletmeciliği mevcut değildir. Oysa petro-kimya sanayi açısından büyük yatırımlara ihtiyaç var. Ambalaj malzemesi, plastik, lastik, kibrit ve katkı maddeleri üretmek, çadır, branda vb sentetik ürünler imal etmek için ciddi bir yatırım zemini var. Bu anlamda petrol rafinerileri, kimya tesisleri, plastik sanayi yatırım ihtiyacı halen büyüktür.
Fosfat, kömür, demir, mermer, bazalt vb başka madenlerin çıkarılması, işlenmesi ve satışı konusunda yatırım ve pazarlama mekanizmalarına ihtiyaç var.
Petrol, pamuk, yün yapağı, ipekböcekçiliği, orman ve bitki potansiyeli düşünüldüğünde her türlü mobilya, halı, sentetik ürün, tekstil, ağaç ürünleri üretimi için büyük bir zemin var. Hem bu sektörlere doğrudan yatırım yapmak, hem de bunların üretimi için gerekli işletme makinaları temini ihtiyaçtır.

İnşaat:
Kürt bölgelerinin tümünde inşaat yatırım ihtiyacı üst seviyededir. Ancak sadece bina yapımı biçiminde algılamamak gerekir. Kent planlaması ve imarı çok acil bir ihtiyaçtır. Belediyelerin bu konularda kendileri dışında birimlerle çalışması gerekir. İmar planları ve projelendirme acil ihtiyaçtır.
Aynı şekilde çöp ve geridönüşüm konusunda büyük yatırımlara ihtiyaç var. Mevcut kara ve demiryolu, raylı sistem, kanalizasyon, park, bahçe, peyzaj, kent içi ulaşım araçları henüz ihtiyaçları karşılamaktan uzaktır ve bu alanlara el atıldığında ciddi bir karşılık almak mümkündür.
Yerleşim ve kentleşmeye paralel olarak çimento, demir, tuğla, kiremit, boya, mermer, her tür mobilya, ev ve mutfak eşyası vb ürün piyasasını da beraberinde canlandırmaktadır. Bölgenin kendi içinde yatırım ihtiyacı hala tam karşılanmış değil. Türkiye’nin batı bölgelerine ciddi bağımlılık var. Bu kesim eliyle Bakur ve Başur tamamen rehin alınmış durumda. Ucuz ve alternatif yatırımlarla bu etki kırılabilir. Bölge kendi üretimini yapabilir. Hakeza inşaat yapım araçları, inşaat malzemelerini işleyen atölye ve fabrikalara ihtiyaç fazladır. Buralarda kurulacak fabrikalar İran, Irak, Suriye, Kafkas ülkeleri ve Türkiye piyasalarına da ürün satabilirler. Coğrafi bir avantaja sahip olmaktadırlar.

Enerji kaynakları ve potansiyeli:
Hem tükenebilir hem de yenilenebilir enerji enerji kaynakları çok yüksek bir potansiyele sahiptir. Petrol, doğal gaz ve kömür Kürdistan’da bolca bulunun ürünler ve hali hazırda işletilmektedirler. Aynı şekilde yaygın ve yoğun baraj yapımıyla da büyük ölçekte elektrik enerjisi sağlanmaktadır.
Ancak alternatif enerji konusunda yeterli yatırımlar mevcut değildir. Oysa bu konuda da ciddi bir potansiyel var. Örneğin yüksek dağlar, plato ile yaylaların ve tabanlarında bulunan ovalar arasında sürekli sıcak soğuk hava akımı olmakta ve bu da yüksek miktarda rüzgar oluşumuna imkan vermektedir. Sonuçta Avrupa’da mevcut olan rüzgar tribünlerinden daha yüksek kapasitede rüzgar gücü vardır ve çevrim gücü itibarıyla daha büyük bir enerji sağlayabilir.
Özellikle Rojava ve Başur’un tümü ve Bakur’un güney kesimleri Pazarcık/Maraş’tan Cizire’ye kadar olan hat yılın nerdeyse tamamında güneşi dik açıdan görebilmekte ve güneş enerjisi üretimi için yüksek bir potansiyele sahiptirler. Ancak yatırım maliyetlerine karşılık ekonomi yönetimlerinin teşvikleri yetersizdir. Kuşkusuz uzun vadede ciddi getirisi mümkündür.
Biyomas enerji içinde ciddi olanaklar mevcut, hemen her bölge hayvansal ve bitkisel atıklar açısından zengindir. Ancak bu atıklar şimdilik kurutulup, kışlık yakıt olarak kullanılmaktadır. Oysa bunlardan çıkan metan gazının toplanması, yine atıkların toplanıp işlenmesi biyomas enerjinin üretimi için büyük fırsattır. Elbette öncelikle bir organizasyon gerekir ve daha çok yerel yönetimlerle ve halk arasında örgütlenmeye öncelik verecek bir çalışma gerekmektedir.
Sağlık sektörü: Nüfus potansiyeli göz önüne alındığında yeterli tesisler mevcut değildir. Hastahane, sağlık ocakları, klinikler anlamında bina ve tesis yatırımına ihtiyaç var. Bu binalara ek olarak sağlık bakım,araç ve donanımları satın alınması gerekmektedir. Yine ilaç ihtiyacı ve bunların toplanması ve satışı için uygun depo ve toplama merkezlerinin inşasına elzemdir. Hakeza yaşlı bakımı için tesisler ve hizmet organizasyonları hergeçen gün artan bir ihtiyaca dönüşmektedir. Bu yönlü bütün yatırımların getirisi yüksek olacaktır.

Eğitim sektörü:
Mesleki eğitim veren kuruluşlar, üniversiteler, çocubahçeleri/kreş/kindergarten ihtiyacı her bölgede çok ciddidir. Mevcut olan kuruluşların hiçbiri hizmet olarak kaliteli ve yeterli değildir. Ayrıca yenilerine gereksinim üst düzeydedir. Hakeza bu kuruluşlarda çalışacak kalifiye insan gücü ve bunların eğitimi içinde bir açık mevcut.
En basitinden makine, gastronomi, dizayn, medya, dil öğrenimi, büro yönetimi ve işletme organizasyonu, güvenlik hizmetleri, danışmanlık konularında hem mesleki eğitime, hem de bunları yürütecek kadrolara ihtiyaç var. Bu anlamda hizmet verecek birimlere yatırım ciddi kazanç sağlayabilir.
Türklerin islami cemaatleri Bakur ve Başurda oldukça etkindirler. Ancak bunların eğitime dini alet etmeleri bir kesimin tepkisiyle karşılaşmaktadır ve bunların alternatif arayışları hala karşılanmış değildir.

Kültür, sanat, Spor organizasyonları:
Tamamen ihmal edilmiş, sadece amatör düzeyde yürütülen çalışmalar mevcut. Bazı birimler ise politik kesimlerin çıkarlarına uygun olarak dizayn edilmiştir. Oysa ciddi organizasyonlara ve tesislere ihtiyaç vardır. Kapalı ve açık spor tesislerinin inşaası, sinema, kafe vb kompleks mekanların gereksinimi karşılanmış değil. Daha da ötesi organizasyon eksiği var. Spor müsabakaları, sanat etkinlikleri, müzik, film, sinema tiyatro organizasyonları çok sınırlı, düzensiz ve amatörce yapılmaktadır. İnisiyatif bazı kültür kurumlarına, yerel yönetimlere ve devlet bürokrasisine terk edilmiştir. Oysa var olan genç potansiyelin katılımını sağlamak kolay değildir. Hem katılımcı aktör hem de takipçi, seyirci olması mümkün. Çeşitli turnuvaların düzenlenmesi, seyircinin teşviki ve katılım için çeşitli spor branşlarının oluşturulması, bu anlamda uluslararası organizasyonların yapılması, konferanslar, fuarlar ve sergilerin yaygınlık kazanması gerekmektedir. Bu katılım, tüketim, reklam ve sosyal aktiviteleri de harekete geçirir. Kendi sektörünü ve dinamizmini oluşturur.

İşgücü potansiyeli:
Genç, dinamik, öğrenmeye açık milyonlarca insan istihdam edilmek istiyor. Kürdistan’da bu istihdam açığı olduğu için insanlar dünyanın çeşitli bölgelerine dağılmaktadır. Yapılacak yatırımlarla ucuz işgücü potansiyelinden yararlanmak da mümkün. Bundan dolayı bölgede olmayan bazı kaynakları, ucuz işgücü esasına dayalı olarak kurmak inşa etmek olanaklı. Bu anlamda otomotiv ve elektronik sanayi başta olmak üzere ana ve yan sanayi ürün üretimi için her türlü girişime açık ve cevap verebilecek bir durum mevcuttur.