DENEMELER

RAVER ALİ: DÜNYA KRİZİ VE KONDRATİEFF’İN UZUN DALGALARI

Kapitalist ekonominin krizi, 2008’de Amerika’da Lehman Brothers ve Merrill Lynch ve sigorta firması American International Group iflasıyla patlak verdiğinde bunun başlangıç mı? Yoksa birikip gelen sorunlar bütünün sonu mu? olduğunu henüz kimse net olarak bilmiyordu. Fakat 2008 krizi, burjuva iktisatçıları ve eleştirel-Marxist iktisatçılar arasında iki farklı ( ama bilinen) sonuç doğurdu. Adam Smith’den beri iman edilen ve 1989’dan sonra daha da tanrısal kesinliğe ulaşan piyasa dengesinin bozulmayacağı fikri krize girmişti. Peki ya karşıt cephe için durum neydi? Marx’tan Kondratieff’e uzanan eski hikaye. Mutlak kriz beklentisi….

Kapitalist sistemin, kıta Avrupa’sının batısında ortaya çıkması ile birlikte kendi geleceğine ilişkin nesnel çelişkilerinin ip uçlarını vermeye başlamıştı. Bu gelişmeyi sezenlerin başında Karl Marx geliyordu. Felsefi altyapısı güçlü bir okumayla kendi dönemine kadar ki sistemi-leri diyalektik bir bakışla faş etti.

Marx, sadece ortaya çıkan ve büyüyen bir sistemin anatomisini değil, aynı zamanda kendi bünyesinde taşıdığı kanser hücrelerini de çok iyi tespit etmişti. Kapitalist sistemi, ölüme götürebilecek eğilimleri güçlü bir teorik altyapıyla günümüzü bile aşan, peygamber vari bir önsezi ile açıkladı. Marx, krizin kapitalist sisteme içkin olduğunu biliyordu. 1883’e kadar krizlerin ortaya çıkacağını ve devrimle sonuçlanacağını düşündü. Olmadı değil 1848 işçi ihtilali , 1871 Paris Komünü. Marx için çok genel olan bu çerçeveyi bir kenara bırakıp, asıl üzerinde durmak istediğimiz konu Kondratieff ve onun dalgalar teorisidir.

1917 Ekim devrimi gerçekleştirildikten sonra Bolşeviklerin dünyaya miras bıraktığı en zekice işlerden biri dünyadaki krizleri inceleyen ve takip eden bir istatistik büronun kurulmasıdır. Bolşevikler, krizleri ve dünya sistemini tartışmış, raporlar yayınlamış, kitaplar yazmışlardır. İşte bu kurumun en önemli aktörü Nikolai Dmyitriyevich Kondratieff (1892-1938) dir.

Kondratieff, Saint-Petersbourg Üniversitesi’nde hukuk okuduktan sonra ünlü iktisatçı ve maliye bakanı Tugan-Baranovsky’den ders aldı. Kerenskiy hükümeti döneminde iaşe bakanlığı görevinde bulundu. Lenin’in Ekim Devrimi’nden sonra Moskova Tarım Akademisi’nde öğretim üyeliği ve ‘Konjonktür Enstitüsü’ başkanlığı yaptı. 1925 yılında ilk uzun dalga makalesini yazan Kondratieff’in, Kapitalizmin çökeceğini savunmak yerine devresel bir hareketi olduğunu ve yoluna yeni bir döngüyle devam edebileceğini ima etmesi, rejim düşmanı olarak, 1930 yılında tutuklanmasına neden oldu. Sekiz yıl hapis yattı ve 46 yaşında Stalin tarafından kurşuna dizdirildi. Dönemin ruhuna uygun olmayan bu yaklaşım onun hayatına mal olacaktı.

Bir çok araştırmacı Kondratieff’in uzun dalgalar kuramıyla, Marx’ın kapitalist sistemin yıkılacağına dair tezine zıt olduğunu düşünmüşlerdi. Oysa Marx’ın ‘düşen kar oranları eğilimini anlamak için uzun bir süre geçmesi gerekiyordu.

Kondratieff’in bilimsel vicdanla ve ölüm pahasına savunduğu fikirleri ne yazık ki, kapitalistlerin kendisinden daha çok şey öğrendiğini, krize karşı reflekslerini daha hızlı etkili bir şekilde almış olduklarını görüyoruz.

Kondratieff’e göre, savaşlar ve devrimler dalgaların başlangıç dönemlerinde veya dalgalar arası geçiş dönemlerinde ortaya çıkmaktadırlar. Buna en güçlü örnek ise iki dünya savaşı arasında ve 1914 öncesi ile 1945 sonrası genişlemeleri gösteren iki uzun konjönktür dalgasının arasında ortaya çıkan 1930’ların Büyük Buhran’dır. Özellikle Marx’ist ve eleştirel iktisatçılar arasında savaşın, kapitalistler tarafından krizinden çıkış için ‘düzeltici’ bir araç olarak kullanıldığı tezi akılda tutulursa, 2011-65 dönemine denk gelen 5. Kondratieff Dalgası’nın (K5), Türkiye için ne kadar büyük anlam taşı ortadadır.