Monday, December 18

Sömürgeciliğin Bir Biçimi “ŞUNREŞİ”

Serhat bölgesinde bir deyim, bir beddua var, en ağırından, “Xwedê şuna te reş bike” derler. Yani “Şunreşî” diye tabir edilen bu kavramla yeryüzünde sana ait olan ne varsa yok olsun. Ezelden ebede seni hatırlatacak, var edecek hiçbir iz, izlek, anı, sembol, işaret, veri, kaynak kalmasın. “Hiç olmamışsın, hiç olmayasın” der. Mesela ağır olan bir başka kavram vardır. “Xwedê koka te biqelîne” ya da “kokqelandin”, bir nevi jenosit/soykırımı ifade eder. Ama “Şunreşi” bundan daha öte bir anlamdadır, daha ağır, daha yıkıcıdır.

Türk ırk devletinin de biz Kürtlere reva gördüğü tam da “Şunreşi”dir. Yaşananlardan bazı örnekler sergilersek:

Fiziki olarak ortadan kaldırma, soykırım. Bu devlet geleneği Ermeni ve Anadolu’daki birçok halkı soykırıma uğrattı. Kürtlere de uyguladı uyguluyor. Ama nüfus kitlesinin yoğunluğu, coğrafyası vs nedenlerle sonuç alamıyor.

Nüfusu göçertme. Köy yakma, kent yıkma, baraj, sürgün yasaları, katliam, yeni imar yasaları, ıslahat planları, köykent vs uygulamalarını ısrarla sürdürüyor.

Başka nüfusun içinde eritme. Kürdistan’a başka coğrafyalardan insanları getirip yerleştirme. Onları koparacak tampon bölgeler oluşturma. Yine göçertilen Kürtleri halklar arasında dağıtım azınlığa düşürme ve eritme.

Dönemine göre isyan, eşkıyalık, kaçakçılık, terör vs bahanelerle yasal askeri yollar kullanıp katletme, tutuklama, açık veya gizli infaz.

Kürtlerin tarihlerinde, kültüründe önemli yeri olan insanların mezarlarını, sembollerini, eserlerini yok etme, gizleme, itibarsızlaştırma.

Kürtlere ait mezarlıklar dahil yapıların, tarihi eserlerin, kaynakların, yörelerin, sembollerin, isimlerin, coğrafi yapıların, yaşamla özdeşleşmiş, topluma ait dil, kültür, ruh olmuş dağ, nehir, hayvan bitki örtüsünün yok edilmesi, değiştirilmesi, özelliğinin kaybedilmesi ya da yabancı bir varlıkla ikamesi.

Kürde ait olan, onu çağrıştıran her şeyin hor görülmesi, küçük düşürülmesi. Bu anlamda dili, uygarlığı, giyecekleri, konuşma biçimi, şive ve üslubu, müziği, hatta fiziki olarak insan tipinin kötü, çirkin, cahil, itici olarak gösterilmesi, lanetlenmesi. Bunlardan bazılarının zapt edilip Türklüğe mal edilmesi.

Beyin yıkama ve yapay beyin oluşturma. Yatılı okullar, eğitim, medya, din, ideolojiler, idoller, popülizm vs araçlarla Kürtlerin asimile edilmesi, kendi varlıklarına ait bütün ögelerin yok edilmesi, unutturulması, yerine Türklüğe ait, tarih, yüceltici kavram ve anlayışın yüklenmesi. Türk aydının, siyasetçisini, sanatçısının, iş adamının rol model olarak gösterilmesi. Onların referans gösterilmesi.

Din ve inanca müdahale. Kürtlere ait Aleviliğin Türkleştirilmesi, Êzidîliğin şeytanileştirilmesi, medrese kökenli, toplumsallıkla özdeşleşmiş, adil, akılcı Kürt İslam anlayışının, iktidarcı, halk üzerinde tahakküm ve baskı kuran Türkçü şeriatçılıkla ikame edilmesi.

Kürt alimlerinin, bilim insanlarının, sanatçılarının eserlerinin yakılması, görmezden gelinmesi, çöplere atılması, başka bölgelere götürülüp kullanılması, Türklüğe mala edilmesi, bu anlamda birçok tarihi Kürt şahsiyetini Türk olarak gösterme ve tanıtma

Kürtlerin Türk siyasetinin nesnesine dönüştürülmesi. Şu an en yoğun ve tehlikeli süreç bu. Devlet aygıtı yanı sıra özellikle paşa torunu aydınlar, liberal, sosyalist, dinci birçok Türk aydınının da buna öncülük ettiğini belirtelim. İlginçtir bunların çoğu devleti eleştirdiği için Kürtler içinde de kabul görüyor, her yazıları söylemleri referans gösteriliyor. Çözüm olarak demokrasiyi öneriyorlar. Kürt sorunun böyle çözüleceğini ve bunun öznesinin de devlet demokratikleştirilmesi olduğunu belirtiyorlar. Özde Kürtler özne olarak kabul edilmiyor. Devlet içinde de, Kürt siyasetinde de bilerek veya bilmeyerek bu söylemi destekleyenler var.

Bu önermeleri arttırmak ve bunun üzerinden Kürt olgusunu, ontolojisini ve esaslarını anlamak, tanımlamak gerek. Artık başka yazılarda.