DENEMELER

DELAL NURHAK: KADIN VE EKONOMİ

Delal nurhak

Kürdistan’da geliştirilen ekonomik soykırımı en derinden yaşayan kadındır. Yaşamın her alanında emek sahibi olan kadın, günümüzde emeğinin karşılığını alamayan kadın durumuna getirilmiştir. Sınıflı toplumla her türlü baskı altına alınan kadın en çokta ev içine kapatılarak yaşamın üretici yanından uzaklaştırılmıştır. Günümüz kapitalist sisteminin kadın hakları diye çıkarttığı bazı yasalar ise onu liberalleştirdi ve metalaştırdı. Kadına öncesinden zorla dayatılan sömürü biçimi şimdi de yedek iş-gücü pozisyonunda bırakılarak, ifadesizleştirilmek istenen bir duruma konulmuştur. Oysa yaşamın her alanına baktığımızda kadın emeğiyle karşılaşırız. Egemen sistem görmezden geldiği bir emek ve yaşam gerçeği vardır.
Tarihe döndüğümüzde, ilk toplumsal gelişime de baktığımızda yaşamın örgütleyicisi ve düzenleyicisi kadın olmuştur. Yaşamın ihtiyaçlarını karşılama çabası ekonomiyi ifade eder. Ekonomi yaşamın kendisi ise, kadın da yaşamda belirleyici olan öncülerdendir. Toplumsal alanda yaratılan dengesizlik kadının ekonomiden koparılışıyla başlamıştır. İlk insanlar ekonomiyi ortaklaştırarak üretimlerini yapmışlardır. Bunu düzenleyen ve öncülük yapan kadının kendisidir. Bu nedenle ekonomi alanında kadın çok derin bir tarihi mirasa sahiptir. Ekonomi alanında kökleri derin olan ve kendi yaşam realitesinde var olan bir konumdadır tarihte.
Bir evi düzenlemek ve çocuğu büyütmek kolay bir iş değildir. Hepimiz biliriz her gün annelerimizin evde harcadığı emek ve çabanın bir karşılığı mevcut ekonomilerin değer teorilerinde yer almaz. Ancak bir gün dahi anneler yaşamdan yani günlük yaşam ihtiyaçlarından ellerini çekseler tüm hayat alt üst olur. Tüm bunların anlaşılması demek temelinde ekonomik soykırımında anlaşılması ve aşılmasına dönük mücadele etmek demektir. Ekonomik bilincin yaratılması, onun örgütlenme alanlarının oluşturulmasıdır aynı zamanda. Kadınlar olarak ekonomi bizlerin yabacı olamadığı bir alandır. Kendi doğamızda olan ama bizlerin mevcut koşullarda açığa çıkaramadığımız bir alanımızdır. Yeniden tarihsel olarak açığa çıkan bilinç ve tecrübeyle en iyi örgütlemeyi yapabilecek yetenekte ve güçteyiz. Doğamızda olan adalet, paylaşım, emek komunal ekonominin kendisidir. Önemli olan bunu açığa çıkarmak ve örgütlemesini yapmaktır. Kürdistan kadını, kendi örgütlülüğünü açığa çıkarmış ve üstelik bunun mücadelesini yıllardır vermektedir. Bu bilinç inşa sürecini oluşturabilecek bir bilinçtir. Haliyle kominal ekonominin örgütlenmesinde en aktif yer alması gereken biz kadınlar olmalıdır.
Kapitalist modernite Kürdistan girmeden önce, köyde, şehirde, yaşam doğal, paylaşımcı, değiş-tokuş biçiminde örgütlenmekteydi. Günümüzde bu değerler yok olmamıştır. Komşuya yardımı, komşunun işi varken onun çocuğuna bakma, komşunun tarlasında çalışma, ekmeği toplu yapmak, daha birçok şey sayabiliriz. Yaşamdaki ortaklaşma kadının günlük yaşamında doğal olarak yaşadığı bir yaşam gerçekliğidir. Bunun için kadın komunal ekonomiyi daha rahat yapabilecek konumdadır. Birkaç kadının bir araya gelerek ortak yapacağı işi kominal ekonomi örgütlemesinin ta kendisidir. Bunun için, yapılacak işi iyi bilmek önemlidir. Toplumda yapılan işlerin en ağırı ve karşılığı olmayanı aile içi emektir. Günlük olarak tüm ailenin ihtiyaçlarını karşılayan genelde kadınlar olmuştur. Bunu en iyi bir bicimde yapan kadın, kendi ekonomisini de en iyi bicimde örgütleyebilir.
Kadının ev içi emeği bir toplumsal emek olarak görülmemektedir. Eril zihniyet bunu bir emek olarak göremediği gibi, değersizleştirme yaklaşımına da gitmektedir. Oysaki toplumsallık, kadınla kendini var etmiştir. Kadınlar toplumun günlük yaşamından tutalım da kendini var etmeninin tüm koşullarını düzenleyen konumdaydı. Emeği sadece evle sınırlandırılan bir durum da değildi. Toplumsallık içerisinde hem var eden hem de düzenleyen, yürüten bir konumdaydı. Hayvanları evcilleştirmeden, onlardan yaralanma, toprağı ekip biçmede, barınma koşullarını oluşturmada kadının kendisi başat roldeydi. Bir toplumun kendi yaşamını idame etmesi için barınma, beslenme, korunma koşullarını düzenleyen ve uğraşını büyük bir çabayla veren kadın olmuştur. Toplumun temel dayanağı olan toplumsal ekonomi kadın etrafında şekillenmiştir. O nedenle kadının kendi doğasında olan bir gerçekliktir. Günümüz eril sistemde kadın işi olan ekonomi sahasını kendi denetimlerine alarak, kadını bu alandan uzaklaştırılmıştır. Toplumdaki bozulmalar, adaletsizlikler, eril sistemin kendisine ait olmayan ekonomi alanına girmesinde kaynağını almaktadır. Çünkü emek olgusu ve yaratma var etme eril sistemin yani egemenlerin doğasında yoktur. Daha çok gasıp, talan, yok etme vardır. Örnek verecek olursak, bir çocuğun büyütülmesinde en zor olanı kadın severek yapar ve yaşama yeniyi katar, onu duyguda tut, yaşamın her anında büyük bir emekle korur ve besler, topluma katar. Hatta halk arasında şöyle bir deyimde kadının toplumsallık içerisindeki rolünün ağırlılığını ifade eder.( çocuk babasını kayıp ettiğinde öksüz kalmaz, annesini kayıp ettiğinde öksüz kalır. Ya da bir erkek eşini kayıp ettiğinde der evimin çırası söndü.) Tüm bu gerçekler kadının yaşamda ne kadar belirleyici olduğunu gösterir.
Kadın toplum içerinde elinde alınan ekonominin kendisinin olduğunu bildiği anda kendini yeniden örgütlemek zorundadır. Eğer bizler adaletli, eşitlikçi, saygı, sevgi, herkesin aynı koşularda yaşadığı bir toplumsal gerçeklik istiyorsak. Bizi emeğimizle yabancılaştıran tüm etkenleri ortadan kaldırmak gibi bir görevle, mücadeleyle, toplumsal dengeyi tekrardan oluşturabiliriz. Bizler Mezopotamyalı kadınlar olarak güçlü bir tarihsel mirasa sahibiz. Yeter ki mücadele edelim. Bunun üzerinde kendimizi tekrardan var etme gücüne ulaşabiliriz.