ARAM ALİ: DEMOKRATİK KOMİNAL EKONOMİ DE PRATİKLEŞMEK

Aram Ali
Son aylarda, demokratik komünal ekonomiye ilişkin bir tartışma yaşanmaktadır. Bu tartışmalar; toplantı, çalıştay ve konferans hazırlıkları düzeyinde yürütülmektedir. Tartışmaların içeriğine ilişkin bilgi sahibi olmasak da bu alanda bir pratikleşmenin yaşandığı görülmektedir, bu iyiye bir işarettir. Aynı çalışmaya tüm Kürdistan parçalarının ve Avrupa’nın, Kafkasya ve dünyanın değişik alanlarına göç ettirilmiş Kürtlerin ve Kürdistanlıların da ihtiyacı olduğu kesindir. Takip edebildiğimiz kadarıyla Rojava devrimi de bu konuda bir duyarlılık içindedir.
Yeni bir ekonomik sistemi pratikleştirmek için teorik bir çalışma yürütmek gerekli ve yerindedir. Sistemli, derinlikli, programlı ve özgün alanın ekonomik, sosyal, örgütsel vb sorunlarını ortaya çıkaracak tartışmalar verimli olur. Ortaya çıkarılacak tüm teorik, akademik verilerin doğruluğu pratik zeminde uygulanmaya başlanarak test edilebilir. İki çalışmanın, yani teorik ile pratik çalışmanın faaliyetlerinin birlikte yürütülmesi daha doğru sonuçlar ortaya çıkaracaktır. Bu anlamda ilgili çevrelerin Demokratik Komünal Ekonomiyi tüm boyutlarıyla tartışmaları sevindiricidir.
Mevcut durumda düzenlenen toplantı, çalıştay ve konferansların temel amaç ve hedefleri doğal olarak sorunu teorik anlamda anlamaya ve anlaşılır kılmaya çalışmak ve toplumsal zeminde nasıl uygulanabileceği ortaya çıkarmak olur. Çalıştay ve konferansların doğasında bu var. Bu sonuçlardan sonra da gerekli teorik toplantılar, çalıştay, konferanslar hatta kongreler yapılabilir. Ancak esas olarak yapılması gereken çalışma elde edilen tüm verilerin, sonuçların toplumsal alanda hayata geçirilmesi olmalıdır. Tespit edilen, ilgili toplumsal çevrelerde tartışmaların sonuçları pratikleştirilmeden tekrar tekrar dönüp teorik, akademik tartışmalar yürütülürse bu anlamlı ve önemli çalışmayı yürüten çevre kendi kendini boşa çıkarmış olur. Böylece umut olmanın ötesinde sevindirici olmaktan da çıkar.
Takip edebildiğimiz kadarıyla bu anlamlı, hatta devrimsel tamamlayıcı çalışmasını yürüten çevrenin dönüp tekrardan toplantı, çalıştay ve konferanslar düzenlediklerini iddia etmiyoruz. Ancak şu ana kadar Demokratik Komünal Ekonomi ile ilgili pratik bir uygulamanın gerçekleştiğini hatta başlangıç itibariyle toplumsal alanda bir pratik çalışmanın olduğuna tanık olmadık. Demokratik Komünal Ekonomide esas muhatap toplumdur. Üreticidir, emekçidir, pazarlamacı ve ihtiyacı karşılanan halktır. Dolayısıyla bu toplantı, çalıştay ve konferans serisi içerisinde en çok bu toplumsal çevreler bulunmalı, hatta temsilleri güçlü olmalıdır. Komünal Ekonominin kooperatif vb örgütlenmelerle hayat bulacağı toplumsal kesim çalıştay ve konferanslarda yer almalıdır. Bu hem demokratik olmanın gereği hem de esas işin muhatapları olmanın gereği olarak böyle olmalıdır. Aksi bir çalışma toplum mühendisliğine kayar. Toplum mühendisliğini andıracak bir çalışma asla pratik anlamda yaşam bulmaz ve demokratikte olmaz.
Bu süreçte toplumsal alanda “uygulama zamanı değildir” demek doğru olmaz. Zamanı geldi hatta geçiyor bile. Kapitalist sömürgeciliğin talan politikasının geldiği aşama biliniyor. Çatışmasızlık ortamını ve olası bir barış ortamı fırsat bilen ekonomik sömürgeciliği daha da derinleştirmek isteyen rejim şimdiden plan üstüne plan yapmaktadır. Hatta sömürgecilik Kuzey Kürdistan’da ki direnişi de özgürlük mücadelesini ekonomik anlamda boğmayı planlamaktadır. Konfederal Sistemi ve özgün pratik uygulaması olarak Demokratik Özerkliği tabi ki salt Demokratik Komünal Ekonomi ile ifade etmiyoruz. Ama konfederal ve Demokratik Özerklik Sistemde komünal ekonominin belirleyicilik düzeyinde öneme sahip olduğunu unutmamak gerekir. Kuzey Kürdistan itibari ile genel devrimimizin geldiği aşama ile Komünal Ekonomi faaliyetleri tamamlayıcı olmamaktadır dolayısıyla bir tezatlık arz etmektedir. Ekonomik Devrim sanki Kapitalist Modernite’nin ekonomi olmayan sistemi ile tamamlanabilirmiş gibi bir zihniyet söz konusudur. Demokratik Komünal alanda Devrimimizin genel inşasına paralel yürütülüp aşılmadığı sürece başarıya ulaşılamayacaktır. Esas geciktiğimiz ve bu güne yaydığımız sorunda bu olmaktadır. Bu anlamda ilgili toplantı, çalıştay ve konferanslara yüklenmek, çok güçlü ve gerçekçi sonuçlara ulaşmak önemlidir. Fakat daha da önemli olan; teorik ve pratik çalışmanın iç içe tamamlayıcılık düzeyde yürütülmesidir. Yani konferanslar, ekonomi Komiteleri, kooperatifler ve ekonomi akademilerinin artık birlikte birbirinin tamamlayıcısı olarak örgütlemenin zamanıdır. Çalıştay ve konferanslar düzenlerken bir yandan da toplumsal ekonominin de örgütlenmesine geçilebilir. İki çalışmada birlikte yürütülebilinir. Sonuçta zaten böyle olmak zorundadır. Teorik ve pratiğin tamamlayıcılığı iki çalışmanın birlikte yürütülmesiyle sağlanır.
Bu süreçten çıkarılması gereken ders Demokratik Komünal Ekonomi çalışmasını başlatan çevrenin uygun gördüğü alanlarda denemeler yapması ve örnek olması açısında da olsa bir çalışma başlatabilmesidir. çalışmanın bütünlüklü olması açısından; komün, meclis, kooperatif ve akademi örgütlemesi biçiminde faaliyetlerini boyutlandırarak güçlendirebilmesidir.
Kırk yıllık bir mücadele sürecini geride bırakan fedai ve fedakâr Kürdistan toplumu artık Demokratik Komünal Ekonomi devrimi ile buluşmak istiyor. Bu bir haktır, hakikate dönüşmelidir.