Press "Enter" to skip to content

NURETTİN DEMİRTAŞ: KÜRDİSTAN’DA KOMÜNAL EKONOMİNİN KURUMLAŞMASI

Komünal yaşamın anavatanında ekonomik yöntemler

Kürdistan’da tarihsel geçmişi binlerce yıla dayanan komünal ekonomi kurumlaşmaları varken bunlar soykırım rejimince yok edilmiş, geriye sadece izleri kalmıştır.

Pigari, hevkari, col, zıbare, novane, şırigahi, paluteyi gibi kavramlarla tanımlanan ortak üretim yöntemleri oldukça yaygın uygulanmış ve ekonomi toplumsal karakterine uygun bir biçimde kurumlaşmıştır.(1) Üstelik bunlar hiçbir şekilde devletle bağlantılı olmamış, merkezi yapı ve bürokrasiyi tanımamış, toplumun iç dinamikleriyle geliştirilmiş; doğayla uyumlu olduğu gibi, çalışma biçimleri ve süreleri de toplumsal ilişkileri koruyacak bir karakterde yaşanmıştır. Fakat zamanla baskı koşullarında kendini yenilemesine fırsat verilmemiş, kırsal bölgelerle sınırlı kalan uygulamalar bile aşınmaya uğramıştır. Öte yandan üst sınıfların kendi çıkarlarını dayatması ve güç ilişkileri nedeniyle, komünal ekonominin yanında, komünal olmayan sınıflı üretim güçleri ve biçimleri de varlık göstermiştir.

Ağalık sistemi ve egemen devletlerin politikaları sonucunda toprak başta olmak üzere tüm ekonomik kaynakların talanına-gaspına yönelik uygulamalar sürekli komünal ekonomi aleyhinde gelişim göstermiştir. Osmanlı ve ardından Türkiye, İran, Irak, Suriye ulus devlet anlayışları ve ekonomi üzerindeki engelleyici ve gaspçı yaklaşımları, Kürdistan’daki işbirlikçi kesimleri de destekler tarzda kapsamına alınca, toplumsal ekonomi neredeyse yok olma noktasına gelmiştir. Yarıcılık, ortakçılık, kiracılık, marabacılık gibi uygulamalar; toprağın kişisel mülkiyete geçirilmesi, tarımın sermaye çıkarları temelinde modernize edilmesi, ailelere yardım adı altında maaş verip üretimden uzak tutma vb. politikalar sonuçta bir tür yeni kölelik ilişkisini doğurmuş, toplumu üretimsizliğe, açlığa, serfliğe, işçiliğe, işsizliğe mahkûm etmiştir.

Ekonomi şahsında Kürt toplumuna sınırsız soykırım uygulanmıştır. Bu nedenle ancak ekonomik yeniden inşayla tüm bu soykırım uygulamaları boşa çıkarılabilir. Kurumsal yapılanma olmadan bir ülke ve tüm toplumun ekonomiye kavuşmasından bahsedilemez. Bunun için demokratik komünal ekonominin kurumlaşmasını sağlamak gerekiyor.

Ekonomik yapılanmaya giriş

Gerek Kürdistan’da gerekse uluslararası alandaki deneyimler ekonominin kurumsal yapılanması için yeterli deneyimi sunmaktadır. Zaman, mekân ve ekonomik-politik koşullar göz ardı edilmeden çok zengin, yaratıcı yöntemlerle kurumsal yapıların geliştirilebilmesi için kuramsal, kavramsal ve deneysel birikim vardır. Hem kırsal hem de kentsel uygulamalar açısından egemenlerden kaynaklı dezavantajlara rağmen önemli avantajlarımız da bulunmaktadır.

Devletsiz bir toplum olmamız komünal ekonominin kurumlaşması için en büyük avantajı oluşturmaktadır. Tarihsel deneyimlerin yeni koşullarda canlandırılması ve yaratıcı uygulamalar için gerekli olan toplumsal bilinç ve örgütlülük düzeyi de 40 yılı aşkın mücadelemiz sayesinde zemin bulmuş durumdadır.

Sovyet deneyiminde görülen devlete ait solhoz tarzının Kürdistan’da uygulanması mümkün değildir. Toplumun ortaklığına dayalı olan Kolhozlar ve ondan etkilenmeyle İsrail’de kurulan Kibutz’lar ile Venezüella’daki komün ve kooperatifler örnek alınabilir. Fakat kendi koşullarımızda en uygun tarzın geliştirilmesi gerekir ki Kürdistan hem dört parçaya bölünmüş durumdadır, hem de coğrafik yapı ve toplumsal kültür kendi özgün ekonomik kurumlaşmalarını oluşturmayı gerektirmektedir.

Demokratik komünal ekonominin üç temel kurumsal yapısı bulunur:

1-Akademi

2-Komün

3-Kooperatif

Akademi olmadan hiçbir çalışmanın başarı şansı yoktur. Ekonomi gibi en çok çarpıtmaya, talana, gaspa maruz kalmış bir alanda zihniyet çalışması yapmadan, akademi düzenini geliştirmeden alternatif oluşturulamaz.

Komün ise toplumsal örgütlenmede insanlık tarihi kadar eski olan ve insanlık var oldukça sürecek olan, toplumun var oluş tarzı gereği vazgeçilemeyecek toplumsal form ve yaşam tarzıdır. Ekonomi de ancak komün kurumlaşmasıyla toplumun öz faaliyeti haline gelebilir.

Köy ve sokak birliklerinden fabrika ve okul örgütlenmelerine, derneklerden belediyelere, sendikalardan kooperatiflere her düzeydeki toplumsal örgütlenmeyi birer komün olarak yapılandırmak mümkündür. Ortak karar alma ve ortak yaşam olarak tanımlanabilecek her komünün ekonomik bir içeriği vardır. Bununla birlikte ekonominin genel olarak ekonomik birimlerde, özel olarak da kooperatiflerde örgütlendirilmesi temel yöntemdir.

“Kooperatifleri sadece mevcut düzen içinde görülen tüketim, imar vb. kooperatifler şeklinde algılamamak gerekir. Bunlar tek başına kapitalizmin dışına çıkma gücünde değillerdir. Kooperatif sistemi, hırsızlığı, rantı, haksız rekabeti önleyen ve ortak yaşamı geliştiren bir sistem olarak ele alınmalıdır. Yeni bir zihniyet ve yeni bir toplumsallık içinde demokratik, ekolojik, ahlaki, politik nitelikleriyle birlikte düşünülürse ve diğer örgütlenme sahalarıyla koordineli olarak ele alınırsa kooperatifler rolünü oynayabilir. Tekelciliğe karşı başarı şansı kanıtlanmış olan en temel alternatif örgütlenme modeli kooperatiftir. Kooperatif örgütlenmesini komünal bir bütünlük içinde değerlendirmek ve komünlerin yaygın örgütlenmesinde vazgeçilmez tamamlayıcı unsur olarak görmek gerekir.”(2)

Bir tarım cenneti olan ülkemizde ekonominin yeniden kurumlaşmasında siyasal gereklilik özyönetim olgusuyken; ekonomik gereklilik ekolojiye dayalı yaygın ve yoğun üretimdir. Bunun için kırsal alandan başlamak gerekir ki bu aynı zamanda kentler üzerinde de etkili olacaktır.“Tekrar toprağa, ormanlaştırmaya, kısacası ekolojik yaşama dönüş sadece işsizliği ortadan kaldırmaz; kanserojen kent toplumundan da kurtarır. Böylelikle kenti de kurtarır.”(3) Üretimin yaygın ve yoğun gerçekleşebilmesi için tarım yapılamayacak kadar parçalı durumda olan toprakların ve ürününü tek başına değerlendiremeyecek kadar küçük olan köy ve mezraların ekonomik temelde birleştirilmesi gerekir.

Yaşam alanlarına göre ekonomi birliklerini üç başlık altında toplayabiliriz:

1-Köy birlikleri

Doğal topluma en yakın durumda kalan ve ahlaki-politik özelliklerin canlı olduğu yerler olması itibariyle köyler, demokratik komünal ekonominin en güçlü oluşturulacağı yerler durumundadır.

Köyler içinde komünlerin oluşturulması anahtar durumundadır. Köyün kendi içinde birliğini sağlamadan dışarıyla birliği sağlanamaz. Birbirine yakın köylerin ise birlikte kooperatif oluşturmaları en gerçekçi uygulama olacaktır.

Meyve, sebze ve endüstriyel bitki üretimi için hangi köyün nasıl bir rol oynayacağı, sırasıyla hangi tarımsal arazilerin kullanılacağı, hangi köyde ne tür meyve ve sebze üretimine ağırlık verileceği, iş gücünün nasıl istihdam edileceği vb. konularda köyler birliği veya kooperatif yönetimi tartışarak karar alır. Burada temel yöntem birlik oluşturmaktır.

Köylerin birliği küçük çaplı olduğunda depolama, paketleme, işleme, nakliye, satış vb. işlemlerin altından tek başına kalkamayacağı için bu işlerin organizasyonunu bölgesel düzeydeki birlikler üstlenmelidir. Hatta endüstri organizasyonu için birkaç bölgenin birlikte çalışması gerekir.

Benzer biçimde yayla ve otlaklarda hayvancılığın yeniden örgütlenmesine ihtiyaç vardır. Süt ürünleri, et, deri, yün vb. ortak kurulacak tesislerde işlenebilir. Bu tesislerin çok büyük ve abartılı olması gerekmez. Sadece ürünlerini kapitalist tüccara ucuza kaptırmamak için kendilerinin işlemesi ve buradan pazara sunması büyük avantaj sağlayacaktır.

Köylerin ekonomik birlik oluşturmaları kentin devasa ağırlığından kurtulmayı ve ekolojik yaşama dönüşü sağlayacağından köyleri Kürdistan’da ekonomik kurtuluşun sembolü olarak ele almak gerekir.

2-Köy-kent birlikleri

Kırsal üretimin pazara taşınması ve kentsel üretimin ihtiyaç duyduğu hammadde ve ürünlerin kırsaldan karşılanması karşılıklı bir ilişkiyi gerektirmektedir ki bunun örgütlenmesi köy-kent kooperatiflerinde rahatlıkla sağlanabilir.

Buradaki ekonomi tarzı esasen “mübadele” yani “değişim” biçiminde olur. Fakat sözleşme karşılığı ürün alışverişi de yapılabilir. Amaç kendi sosyal pazarını oluşturarak kapitalist sistemin araçlarına karşı güçlü olmak ve maliyetleri en aza indirip en verimli sonucu elde etmektir.

Köy-kent birlikleri ihtiyaçlar temelinde çeşitli olabilir. Bunlar aracı kurum rolünü oynamak yerine doğrudan üretici kurum şeklinde örgütlenir. Çünkü aracı kurumlar üreticinin emeğini sömüren kurumlardır. Aracının aradan çıkarılması emeğin hak ettiği değeri bulmasını sağlar.

Öte yandan köy-kent birlikleri toplumsal yaşamı parçalayan ve kentleri yaşanmaz hale getiren kentleşme anlayışına karşı bir denge unsuru rolünü oynar.

Yine ürün ve hizmetlerde ortaya çıkaracağı fark, toplumsal talebi artıracaktır. Örneğin gıda alanında ekolojik standartlarda ürünlerle rahatlıkla çekim merkezi haline gelebilir. Köyün ihtiyaçlarını istediği kalite ve fiyattan sağlamasına yol açar. Ulaşım, giyim, yakıt vd. alanlarda kalite, ucuzluk, düzenlilik ve önemli ölçüde kendine yeterliliği sağlar. Sosyal açıdan dayanışma ruhunu ve ekolojik yaşam anlayışını geliştirerek ekonomiyi gerçek kimliğine kavuşturur.

3-Kent birlikleri

Kentsel birimlerde ekonominin örgütlenmesi daha karmaşık ve çoklu bir organizasyonu gerektirmektedir.

Sokak, mahalle ve il-ilçe düzeyinde komün ve meclisler bünyesinde ekonomi birimlerinin oluşturulması kurumlaşmanın temeli olarak düşünülebilir.

Kurumlaşmanın anlamı ekonomi anlayışımıza uygun ekonomi birimlerinin geliştirilmesi, denetlenmesi ve birbirleriyle ilişkilerinin sağlanmasıdır.

Kent veya mahalle düzeyindeki ekonomik birimlerin bir sistem dâhilinde çalışması sağlanabilir. Buna göre, aynı veya birbirine yakın olan iş, meslek ve üretim alanlarının ortak örgütlenmesi esas olmalıdır.

Yerinde demokratik dönüşüm

Yeni ekonomi alanları oluşturmak zaman alabilir. Fakat yapılması gereken, mevcut olanların dönüşümüyle işe başlamak, bunları demokratik temelde yeniden örgütlemektir. İlk ve en büyük başarı, çeşitli ekonomi birimlerinin kendi alanlarında demokratik bir çatıya kavuşturulmasıyla sağlanabilir.

Örneğin bir mahalledeki tüm fırıncıların birlik-kooperatif oluşturmaları her birinin kendi işyerini işletmesinden çok daha büyük ekonomik avantajlar sağlar. Sıkı rekabet halindeyken üretim maliyetleri artmaktadır. Oysa hem un vb.hammadde, hem iş gücü, hem de enerji maliyetleri ortaklık sayesinde en aza indirilebilir. Nöbetleşe üretim uygulamasıyla her işletmeciye ek bir zaman kazandırılır. Kalite artırıldığı gibi satış garantisi elde edilir ve halkın yararı da sağlanmış olur.

Herkesin kendi işyerini işletmesi gereken durumlarda yine ortak çatı olarak dayanışma birliği, kooperatif, oda gibi örgütlenmelerle demokratik birlik anlayışı geliştirilebilir.

Aynı yöntemle esnaf örgütlenmelerine gidilerek kapitalist mağazalar karşısında durulabilir. Yine mesleki örgütlenmeler sayesinde yetenek ve beceriler hem açığa çıkarılır hem de istihdam alanları oluşturulabilir. Önemli olan, birlikte çalışma prensibinin hayata geçirilmesidir. Demokratik anlayışa dayalı ortak çalışma ilkesiyle kapitalizmin sömürü sisteminin önüne geçildiği gibi, adil bir paylaşım da sağlanır.

Kentsel-bölgesel planlama, geliştirme ve denetleme birimleri

Kentin ekonomi politikaları kent meclisinde kararlaştırılmalıdır. Bunun için kent meclislerinde üretici kesimlerin temsilini sağlamak önemlidir.

Standart, ihtiyaç, kaynak ve öncelik tespiti, bütçelendirme, planlama, denetleme gibi konularda kent meclisi kendi bünyesinde çalışma birimi oluşturabilir. Halkın ekonomi birimlerini kent düzeyinde koordine etmek ve denetlemek için ayrı bir kurumlaşmaya ihtiyaç olmayıp, kent meclisi bünyesinde oluşturulabilir. Çünkü bu işlevi yerine getirecek olan bizzat halkın kendisidir. Aksi halde halka dayatılmış planlama ve kararlar ortaya çıkar ki bu da reel sosyalist ve devletçi uygulamalardan farklı olmaz.

Mahalle düzeyinde ise mahalle meclisi içinde ekonomi birimi oluşturmak fakat ayrıca ekonomi denetleme birimini oluşturmak daha yararlı olur. Aynı şekilde çeşitli birlikler ve kooperatif yönetimlerinin bir de denetleme kurulu olmalıdır ki işleyiş mekanizmaları demokratik bir niteliğe kavuşabilsin.

Ekonominin dar ve kapalı nitelikte olamayacağı düşünüldüğünde, kentler arası ekonomi geliştirme birliklerinin oluşturulması kaynak paylaşımı, güç birliği ve dayanışma açısından önemlidir.

Kürdistan koşullarında bölgesel ekonomi birimleri coğrafik temelli olabileceği gibi, ürün temelli de olabilir. Bunun yanında doğal kaynaklara dayalı birlikler oluşturulmalıdır ki bunlar uluslar arası düzeye kadar taşırılabilir; su ve enerji birlikleri gibi.

Kadın ekonomi kurumlaşmaları

Kadın başta olmak üzere çiftçi, zanaatçı ve küçük tüccar ekonomiden dışlanmış olan temel kesimlerdir. Tüm dışlanmış kesimlerin yeniden başat hale gelmesi, kadın özgürlüğüne ve kadının ekonomik yaşamda başat hale gelmesine bağlıdır. Kadının tüm toplumsal faaliyetlerini ekonomik faaliyet olarak değerlendirirsek, bugün bunu kurumlaştırmak için birçok avantaja sahip olduğumuzu görebiliriz.

Kapitalizm ve erkek egemen kültür karşısında hem ekonominin gerçek anlamına kavuşması hem de kadın emeğinin karşılığını bulması için her kentin kadın ekonomi biriminin olması gerekir.

Ekonominin yaratıcısı ve gerçek sahibi olarak kadın, ekonominin genel-özgün kurumsal yapılanmasında öncü güçtür. Kadın örgütlenmelerinin onayı olmadan kentin hiçbir ekonomi politikası geçerli bir kararlaşmayı sağlayamaz. Bunu bir ilke düzeyinde her kent meclisinin sözleşmesine almak gerekir.

Her kurumlaşmada kadın bütçesinin oluşturulmasını yine sözleşmeyle güvenceye almak gerekir. Bununla birlikte doğrudan kadının öncülük edeceği ekonomi birimlerini oluşturmak için kadın girişimlerini yaygınlaştırmak gerekir.

Ekonomik girişimler için hazır alanların değerlendirilmesi

Kürdistan’da ekonomik girişimler için birçok hazır alan bulunmaktadır. Kent meclisleri, mevcut olanakları üretici kesimlerin ortak hizmetine sunarak ve ortak örgütlenmelerinin güvencesi olarak ekonomik alanda kurumsal etkinliğini gösterebilir.

Bu çalışmada özellikle belediyelerin mal ve hizmet alımlarında kişilere rant sağlama kapısı olmaktan çıkarılmasını sağlayacak ekonomi alanlarının oluşturulmasına öncelik verilebilir.  Öz kaynak, öz gelir ve öz yeterlilik açısından belediye ihtiyaçlarını karşılayabilecek kurumlaşmaların oluşturulması zorunludur. Bu aynı zamanda halkın kendi ihtiyaçlarını kendi ekonomik kurumlaşmaları yoluyla karşılaması ve yeni istihdam alanlarının oluşturulması anlamına gelmektedir.

Sadece belediye ihtiyaçları çerçevesinde değil, kentin tüm ihtiyaçlarını gözeterek yeni kurumlaşmaları halk gücüyle ve örgütlülüğüyle sağlamak gerekir. Bugün Kürdistan’da güvenlik sorunları nedeniyle işlenmemiş halde bulunan çok zengin yer altı ve yer üstü kaynakları bulunmaktadır. Bunların bir kısmının işlenmesi bile işsizliği bitirecek düzeydedir.

Devletin özyönetim hakkını tanımasına paralel olarak devlet yasalarıyla uyumlu, ulusal ve uluslar arası ekonomik faaliyetlerin geliştirilmesinde tekelciliğe geçit vermemek kaydıyla çok ortaklı şirket, sektörel dış ticaret vb.girişimler devletli dünya karşısında gerekli olduğu kadar başvurulabilecek yöntemler durumundadır. Daha önemlisi öz kaynakların kullanım hakkıdır. Yer altı ve yer üstü kaynaklarının değerlendirilmesi ve vergi vb. öz gelir hakkı demokratik özerkliğin vazgeçilmez koşuludur.

Ulusal ekonomi kurumlaşması

Demokratik ulus perspektifine göre ekonominin ulusal çapta örgütlenmesi merkezi kurumlaşmalardan ziyade bölgesel ve yerel kurumlaşmaları gerektirir.

Kent ve mahalle meclislerinde ekonomi birimlerinin oluşturulması; ekonominin ise kooperatiflerde örgütlenmesi ve kooperatifler arası bir organizasyonun kurulması ulusal çapta ekonomi örgütlenmesinin temeli sayılır. Bununla birlikte dört parça Kürdistan’ın ortak iradesi olarak hedeflenen Ulusal Kongre’de ulusal ekonomi için bu aşamada prensip kararları alınabilir. Ancak ortak anlayışı taşıyan her parça örgütlenmesiyle (yurt dışı sahaları dâhil) ulusal ekonomi koordinasyonu oluşturulabilir. Parçaları, örgütleri ve genel olarak toplumu birbirine karşıt hale getirmeyecek ulusal ekonomi politikalarının belirlenmesi kadar, tüm ulusun yararına olan ekonomik faaliyetlerin önünün açılması ulusal kongreye düşen görevdir.

Toplumu üretimden yoksun kılan her türlü politikaya karşı durulması ve Kürdistan’ın yer altı ve yer üstü zenginlik kaynaklarının tüm ulusa ait olduğunun kabul edilmesi, toplumun öz ekonomik örgütlenmelerine saygı duyulması ancak toplumsal örgütlenmenin güçlü olmasıyla sağlanabilir. Bunun için köylerden kasabalara, mahallelerden kentlere dek kurumsal yapılanma temelinde ekonomik örgütlenmelerin geliştirilmesi gerekir.

Ulusal çapta örgütlenme ve koordinasyonların kurulması durumunda bile planlama ilkesi merkezi değil yerel olmak durumundadır. Aksi halde devletçi sistemin taklidiyle zamanla bürokratik bir yapılanmaya düşülmesi kaçınılmaz olur. Demokratik komünal ekonomi kurumlaşması prensip olarak merkeziyetçiliğe değil yerele ve yerel birimlerin demokratik birliğine dayanır.

Demokratik uluslaşma; toplumun tüm farklılıklarının demokratik birliğini anlatmaktadır. Buna göre farklı düzeylerdeki ekonomi güçlerine de demokratik yaklaşım esastır; temel ölçü yine tekelciliğe geçit vermemektir.

“Komünal ekonomi derken toplumsal farklılıkları yok sayan bir anlayışa düşülmemelidir. Tekelci sömürüye geçit vermemek kaydıyla ekonomik faaliyetlerin tümünü sahiplenmek ve devlet sahası dışında örgütlemek gerekir. Örneğin toplumun önemli bir kesimini oluşturan orta sınıfların, devlet sahası dışına çıktığında güçlü bir dinamizmle topluma öncülük yapabilme kapasitesinde olduğunu hep göz önünde bulundurmak gerekir. Bilinç düzeyleri de buna yatkındır. İktidardan pay kapma hırsları nedeniyle devletin de en çok dayanmak ve kullanmak istediği kesimdir. Fakat kendi iş, meslek ve yetenek alanlarına göre örgütlendiklerinde devlete muhtaç olmayacakları gibi topluluk ekonomisini geliştirerek iktidar karşısında da en etkili güç durumuna gelebilir. Toplumun diğer farklı kesimleri için de aynı durum geçerlidir.

Herkesi bir kalıba sokan anlayış eşitlikçi değil totaliter bir anlayış olur. Belirttiğimiz gibi tekelci sermaye düzeni ve endüstriyalist anlayışa yer vermedikten sonra toplumun her kesimi, çeşitli ticaret ve sanayi güçleri dâhil demokratik komünal sistemde yerini bulabilir.”(4) Yeter ki demokratik ve ekolojik anlayış ve bilinç tüm kesimlere taşırılsın ve devlet kurumlarına alternatif oluşturularak birlikte örgütlenmeleri sağlansın.

***

Yararlanılan Kaynaklar

(1)Ahmet PELDA -Toprak, Su, Petrol

(2)Abdullah Öcalan Sosyal Bilimler Akademisi-KOMÜN VE MECLİSLER BROŞÜRÜ

(3)Abdullah ÖCALAN-KÜRT SORUNU VE DEMOKRATİK ULUS ÇÖZÜMÜ

(4)Abdullah Öcalan Sosyal Bilimler Akademisi-KOMÜN VE MECLİSLER BROŞÜRÜ