Press "Enter" to skip to content

Dr. Yusuf: Komünal ekonomik çizgiyi temel alacağız

SEYİT EVRAN – EFRİN (ANF) 14.04.2014

29 Ocak’ta ilan edilen Afrin Kanton Özerk Yönetiminde Ekonomi ve Ticaret Heyeti Başkanlığına getirilen, Öğretim görevlisi Dr. Ahmet Yusuf dünyadaki genel ekonomik modelleri değerlendirerek kendilerinin benimsedikleri model hakkında bilgi verdi. Dr. Yusuf, Kürt Halk Önderi Öcalan’ın tezlerini geliştirdiği toplumsal komünal ekonomi modelini esas alacaklarını belirtirken, “Bu model insanlık tarihinin yeniden canlandırılması modeli olduğu için kazanma şansımız çok yüksek” dedi.

‘ÖCALAN’IN ÇİZGİSİNİ İYİ TANITMALI; KENDİMİZLE SINIRLI BIRAKMAMALIYIZ’

-Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın toplum ve ekonomi modelini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sayın Öcalan’ın ekonomik görüş, düşünce ve tezleri üçüncü çizgi görüş, düşünce ve tezleri değil. Siyaseten de çok fazla öyle olduğunu düşünmüyorum. Ekonominin tarihsel gelişimi ile batıda ortaya çıkan düşüncelere baktığımızda öyle olmadığını görürüz. Öcalan’ın düşüncelerinin nerede yer aldığını anlarız.

1492 yılında dünyada bir devrim yaşandı. 1498 yılında bir başka devrim yaşandı. Sonuçları iyi değildi ama devrim adıyla adlandırıldı. Biz de öyle kabul ederek değerlendirelim. 1492 yılında Kristof Colombo Amerikan kıtasını keşfetti. 1498’de de Fasko Dugama Afrika’yı tanıyor ve Afrika’dan geçerek Hindistan’a ulaşıyor. Bu iki buluştan sonra yeryüzünde vahşet, zulümden bir uygulama başlar. Keşif edilen yerlerdeki yerli halkların her türlü zenginliklerine el konulur. Merkantilist akımın eliyle kapitalizmin ulus devlet temelleri atılıyor. Bu dönemde temelleri atılan ulus devlet 19. yüzyılda klasik okullar öncülüğünde çok daha güçlendi. Dünyada gelişmenin rengi olarak ortaya çıkan vahşetin kendisiydi. Bunun adı da, kapitalizmdi. Yaşama, toplumlara, topluluklara, doğaya sadece sömürü gözüyle bakılıyordu. Dışarıda zulüm, sömürü, talan biçiminde gelişiyordu, içeri de de yoksul kesimlere yaşama hakkı tanımıyordu. Bu gelişmenin içinde kilise temsilcileri de yer alıyordu; Robert Maltus gibi. Dünyadaki ekonomik gelişmenin birinci çizgisi buydu.

İkinci çizgi 1840’lı yıllarda Karl Marx’ın öncülüğünde geliştirilen Komünist Manifesto’nun yayımlanmasıyla başlar. Piyasa ve çarşıda var olan vahşet ve zülüm sermayedarların elinden alınarak devlete devredildi. Birinci çizgiye karşı ikinci bir çizgi olarak geliştirildi. 20. yüzyılda biraz gelişme kaydetti bu çizgi ama toplumların, insanlığın ekonomik sorunlarına çözüm üretemedi. Toplumların, halkların, kültürlerin özgürlük sorunlarını çözemedi. Toplumlar sadece ekonomi ile ele alınıp değerlendirildi. O yüzden de özgürlük, eşitlik, adalet sorunlarını çözemedi. Bu çizgi Marksizm ve Leninizm olarak şekil aldı. Sovyetler Birliği şeklinde kendisini somutlaştırdı. Biraz gelişme kaydetti. Fakat o da proletarya diktatörlüğü olarak kendini örgütledi. Buna karşı kapitalist ülkeler bir korkuya kapıldılar. Komünizmin Avrupa’nın doğusundan batısına yayılacağı korkusuna kapıldılar. O yüzden batıda kurulan bazı toplumsal ve ekonomik okullar eliyle üçüncü çizgiyi ortaya çıkardılar. Bu yeni bir çizgiydi. Amacı da komünizmin batı Avrupa’ya geçmesini engellemekti. Önüne geçmekti. Bunu da kapitalizmin yoksulların ve işçilerinden gasp ettiği bazı haklarını geri vermekle başarmayı planladı. Bu çizgi güçlendirilerek yürütüldü. Güçlü bir şekilde de yürüdü. 1950-60-70’li yıllarda çok güçlü bir şekilde yürütüldü. Bu çizgi ile Almanya, Fransa, İsviçre’de işçiler güzel bir yaşama kavuşturuldu. İşçilikten öte haklara sahip oldular. İskandinavya ülkelerinin tamamında işçiler bu düzeye ulaştırıldı.

1991 yılında Sovyetler Birliğinin yıkılışıyla bu çizgide yok oldu. Kapitalizm komünizmin korkusundan geliştirdiği bu çizgi ile işçilere tanıdığı hakları adım adım geri aldı.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çizgisi bu dönemden yani ’90’lardaki yıkılıştan sonra ortaya çıkıyor. Ve giderek güçleniyor. O yüzden üçüncü çizgi demek bana göre çok fazla yerine oturmuyor. Hatta yıkılan, yok olan üçüncü çizgi ile özdeşleştirmek gibi geliyor bana. ’90’lı yıllarda temelleri atılan bu çizgi ’99’dan sonra çok genel hatlarıyla ortaya çıkıyor. 2007 yılından sonra da ayrıntılarıyla birlikte netleşti. Çünkü bu yıllarda kapitalizmin bunalımı başlıyor. Bana göre bu çizgi ekonomide dördüncü bir çizgidir. Üçüncü çizgi değil. Topluma, toplumun gelişmişlik düzeyine, yaşamına, yaşamının örgütlendirilmesine dayalı bir çizgidir. Kapitalizmi, Marksizmi, Roza Lüksemburg’un görüşlerini yorumlayan, değerlendiren bir çizgidir. Tekel ekonomisine karşı bir çizgidir. Ekolojiyi alabildiğine dikkate alan bir çizgi olduğu için toplumların varlığının da korunduğu bir çizgidir. Bölge ve dünya halklarının toplumsal ve ekonomik sorunlarına çözüm getirecek olan bir çizgidir. Tabii bu çizginin gelişebilmesi için iyi tanıtılması gerekir. Kendimizle sınırlı bırakmamalıyız. Pratikleştirerek tanıtmalıyız.

-Neden özellikle Öcalan’ın tezlerine ilgi duydunuz?

Ekonomide kapitalizmin, marksizmin düşüncelerini okuyoruz. Batılı insanların ürettikleri düşünceleri okuyoruz. Bölgemize ilişkin çok teoriler geliştirmişler ama şu ana kadar halka, halklara dayalı hiç olumlu bir sonuç vermediler.

Abbasiler iktidarı yıkıldıktan sonra bölgede çok ciddi şekilde düşünceler üretilmedi. 20. yüzyılın sonlarına kadar bu durum böyle devam etti. 20. yüzyılın sonlarında Sayın Öcalan’ın görüş, düşünce, teori ve tezleri bölgenin özgür düşüncesi olarak ortaya çıktı; batılı düşüncelere alternatif oldu. Batılı düşüncelere göre bölge gerçekliğine, ruhuna, özelliklerine, geleneklerine, tarih ve kültürüne göre bölgenin sorunlarının nasıl çözülebileceğine dair yöntemler üretti. Öcalan batılı akademili, üniversite, ekonomi kürsülerinin bölgeye ilişkin ekonomik görüş, düşünce ve tezlerini bölgenin bakışıyla yorumladı. Ve bölge için doğru olanları ortaya çıkardı. Bu bakımdan kendim için bir şans görüyorum. Dünya ekonomisine iki pencereden bakmamı sağladı. Bir batılı pozitif bilimlerin ortaya çıkardığı pencereden iki, Öcalan’ın önümde açtığı bölge penceresinden baktım.

‘SURİYE EKONOMİK MODELİNİ DEĞİŞTİRECEĞİZ’

-Kanton ekonomik sorunlarını çözmek için uzun, orta ve kısa vadedeki projeleriniz nelerdir?

Afrin ve tüm Rojava kantonlarında esas aldığımız ve ekonomik projelerimizi bu çizgi ve düşünce üzerinde geliştiriyoruz. Bu çizgiyi temel alarak ekonomimizi örgütleyip, canlandırmaya ve geliştirmeye çalışıyoruz. Bu çizgi toplumun komünal ekonomik çizgisidir.

Toplumun her kesiminden insanlarla görüşmeler yapıyoruz. Onların görüşlerini alıyoruz. Talep ve isteklerini dinliyoruz. Bunun üzerine küçükten başlayarak projeler geliştiriyoruz.

O yüzden Afrin Kantonunda geliştirmek istediğimiz ekonomi toplumsal bir ekonomi olacak. O yüzden kooperatiflerden başlayacağız. Yine küçük üretim birimlerinden başlayacağız. Tarıma dayalı yani üretime dayalı bir ekonomiyi geliştireceğiz. Tüm bölge halklarının içinde çıkarını, yaşamını bulacağı bir üretim biçimini esas alıyoruz. Bu adımla Suriye ekonomik modelini değiştirmeyi hedefliyoruz. Suriye’deki tüm halkların çıkarını düşündüğümüz projeler geliştireceğiz. Bununla aynı zamanda bölge halklarının ekonomik modelini belirlemiş olacağız. Uzun vadedeki hedeflerimiz bunlardır.

Bunu uygulamak öyle çok zor da değil. Çünkü Kantonumuzun ekonomik alt yapısı çok güçlüdür. Zengin ve her türlü üretimin yapılabileceği bir toprak yapısına sahiptir. Yüksek kapasitede insan gücü var. Ve çalışkan, üretken bir güçtür bu.

‘SERMAYE SAHİPLERİNİN SÖMÜRÜSÜNE İZİN VERMEYECEĞİZ’

-Öncelikli hedefleriniz nerelerdir?

İşsizlik sorununa çözüm bularak başlayacağız. Bunu da toprağa dayalı üretim düşüncesini geliştirerek bulacağız. Çünkü ekonomik modelimiz toprağa ve hayvancılığa dayalı üretimi esas alan bir modeldir. Herkesin kendi toprağını toplumun ihtiyacına göre işlemesini teşvik edeceğiz. Yine hayvancılığı geliştireceğiz. Baas Rejimi döneminde bölgemizde hayvancılık bitirilmişti adeta. Afrin kanton ve nahiyelerine hayvansal ürünler dışarıdan geliyordu. Hâlâ öyledir.

Bölgedeki sermaye sahiplerini de bu üretime dahil etmeye çalışacağız. Ama onların toplumu, insanları sömürme biçiminde kendilerini tekelleştirmelerine fırsat vermeyeceğiz.

Afrin Kantonu bir tarım kantonudur. O yüzden çiftçilerimizin sorunlarını çözüp, üretimlerini çeşitlendirmeleri konusunda katkılar sunacağız. Bölgenin zeytin üretimine şimdiye kadar verilmeyen önemi vererek bu yönlü küçük üretim birimlerini kuracağız. Zeytinin her şeyinin bölgemizde işlendiği küçük çaplı sanayileşmeye gideceğiz.

‘İNSANLIK TARİHİNİN YENİDEN CANLANDIRILMASI İÇİN…’

-Komşularınızla ekonomik ve ticaret ilişkilerinizi geliştirme yönünde projeleriniz var mı?

Elbette var. İmkanlarımızı değerlendirirken bunun pazara ihtiyacı olacak. Yine dış piyasadan bölgemize girmesi gereken zorunlu şeyler var. Bunları ticaretle aşmaya çalışacağız. Bu yüzden komşu ülkelerle ilişkilerimizi geliştirmeye çalışacağız.

Şu an Suriye genelinde yaşanan sorunlardan ötürü bazı sıkıntılar yaşıyoruz. Örneğin Kantonumuz yüzbinlerce göç aldı. Bu beraberinde bazı sıkıntıları yaşama getirdi. Başta bunları aşmanın yollarını; gelenlere iş, üretim, çalışma imkanlarını yaratmaya çalışıyoruz. Açacağımız küçük üretim birimlerinde iş imkanları sağlamaya çalışacağız. Bunları aşmak için komşu ülkelerle ilişkilerimizi geliştirmeye çalışıyoruz. Türkiye ile ilişkiler geliştirmeye çalışacağız. Rojava halklarının Türkiye’ye hiçbir zararı olmayacağını, aksine faydasının olacağını göstereceğiz. Çevremizde büyük sıkıntılar yaşayan kardeş Arap halklarıyla da ilişkiler geliştireceğiz. Ekonomik model ve çözüm projelerimize onları da ortak edeceğiz. Tüm halkları ve ülkeleri uygulamak istediğimiz modeli tanımaya davet ediyoruz. İngilizlerin, Fransızların, ABD’nin değil on binlerce yıl öncesinden bölgemizde uygulanan modele Sayın Öcalan’ın sayesinde yeniden dönmek istiyoruz. Bununla da başaracağız. Çünkü dünyada denenmemiş hiçbir model kalmadı. Bu model insanlık tarihinin yeniden canlandırılması modeli olduğu için kazanma şansımız çok yüksek.

KİMDİR?

1972 yılında Afrin’in Raco Nahiyesine bağlı Atmana köyünde doğdu. Köyünde ilkokula başladı. Altıncı sınıftan sonra Raco’da okuyama başladı.

Rojava’ya yatırım olmadığı için 12. sınıftan sonra okumak için Halep’e gitti. Liseyi bitirdikten sonra Halep Üniversitesi’nde Ekonomi Bölümünde okumaya başladı. 1981 yılında evlendi. İki çocuk babasıdır.

2007 yılından bu yana Suriye’de çeşitli üniversitelerde öğretim görevlisi olarak görev yaptı.

El Mamun Üniversitesi’nin Afrin’deki bölümünde göreve başladı. 3 yıl Afrin’deki bölümünde öğretim görevliliğini yaptı. Bir yıl da Qamışlo’daki bölümünde ders verdi. 2 yıl ise Halep’teki İbla Üniversitesi’nde öğretim görevliliğini yaptı. Makro, Mikroekonomi dalında dersler verdi ve bu dallarda araştırmalar yaptı. Yine ekonominin temelleri üzerine araştırmalar yaptı.

Uluslararası para kullanım sistemi, uluslararası üretim ve üretim ilişkileri, üretim, toprağa dayalı üretim ve ekonomi konularında araştırmalar yaptı bu araştırmalarını üniversitelerdeki derslerinde verdi.

15 yaşlarında Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın düşünceleriyle tanıştı. Bunu kendine bir şans olarak kabul edip değerlendirdi. Öğrencilik yıllarında Öcalan’ın düşünceleriyle tanıştı. Eğitim yıllarında bu düşüncelerden fazlasıyla yararlandı. Öğretim görevlisi olarak görev yaptığı yıllarda da bu düşünceleri, teorileri derslerinde işledi.