Monday, December 18

RAVER ALİ: Sarayın Sonu Yakın

2011 seçimlerinden zaferle çıkan Erdoğan, kısa bir süre sonra bugün kristalize olan iç ve dış politikalarının ipuçlarını vermeye başladı. Sonunda, kendisine aşağıda ana hatlarıyla belirtilen 6 cephenin açılmasına neden oldu.

Birinci cephe; Gülen cephesidir. İdeolojik, ekonomik ve toplumsal hedefleri aynı olan eski iş ortağına yönelik hamlesine cemaat, yolsuzluk operasyonlarıyla karşılık verdi. Süreç Erdoğan’ı hayli yıprattı. Bu cephe nihayetinde 15 Temmuz’da darbe girişimiyle sonuçlandı. Kısa sürede sol ve muhalif kesimlere yönelerek hayatın her alanında bu girişimi fırsata çeviren saray, baskı ve otoritesini pekiştirmeye devam ediyor.

İkinci cephe; Hesaplaşması birinci cepheden daha önce başlamış olan laik ve muhalif kesime yönelik cephedir. Bu cepheye dönük kışkırtıcı, ayrıştırıcı dil ve uygulamalar Haziran direnişiyle sonuçlandı.

Üçüncü cephe; Arap ülkelerinde başlayan protestolar ve iktidar değişiklikleri sonucu komşu ülkelerle yaşanan sorunlar… Suriye savaşına gittikçe angaje olacak hamleler, müdahaleler ve söylemler Suriye, Rusya, İran ve Irak ile diplomatik, ekonomik ve askeri krizlerle sonuçlandı. Gelinen noktada en net kayıp bu cephede göze çarpıyor. Uluslararası ilişkilerde itibarsız, tartışmalı ve yalnız hale gelmiştir.

Dördüncü cephe; Hükümet, bu dönemde başka bir cephenin açılmasını yaklaşık 3 yıl engelledi. Çözüm sürecinde Kürtlerle yaşanan çatışmasızlık dönemi, bütün bu gelişmeler olurken hükümetin elini rahatlatan bir etkendi. Ancak bu cephe Dolmabahçe mutabakatından kısa bir süre sonra Erdoğan tarafından bozuldu. 7 Haziran 2015 seçimleri öncesinde açılan bu cephe, Temmuz ayından itibaren tekrar silahlı çatışmaya dönüştü. En kanlı şehir savaşları ve misilleme eylemleriyle sivil, asker ve güvenlik güçlerinin 2 binden fazla can kaybına yol açtı. Kent ve ilçe merkezlerinin tamamen ortadan kaldırılmasına neden oldu. Bu cephe, şiddeti yükselen iç çatışmalar ve gerginliklerle devam ediyor. Daha önce deşifre olan çöktürme planı devreye sokularak Kürt sorununu çözmek istiyor.

Beşinci cephe; Yukarıda işaret edilen dört cephede yaşananlar sonuçları ve hatalarıyla AB ile olan ilişkilere de yansımıştır. AB cephesinde, üyelik müzakerelerinin dondurulması gündeme gelirken, ilişkilerin geleceğine dair belirsizliklerin de artmasına neden olmuştur. Zaman zaman ABD ile olan ilişkiler de bu cepheye dahil edilebilir.

Altıncı cephe; Ekonomi cephesidir. Toplumun geniş kesimlerini etkilemeye başlayan ve gittikçe derinleşen iktisadi krizdir. Ekonomi 2016 ortasından itibaren belirgin bir şekilde krize doğru sürükleniyor. Makroekonomik veriler, krizin 2017 yılında daha da derinleşeceğini gösteriyor. Türk lirasının son çeyrekteki değer kaybı, artan ödemeler dengesi açığı, yüksek işsizlik, düşük büyüme oranı, krizin bunalıma dönüştürebilir.

Sarayın diğer 5 cephede kendi tabanını konsolide etmesi bir noktaya kadar mümkün görülebilir. Ancak iktisadi kriz ortamında en çok kaybedenin emekçiler, küçük esnaf ve tarım kesimi yani toplumun geniş kesimleri olduğu göz önüne alındığında AKP’ye oy veren bu kitlenin de ekonomik sorunlardan nasibini alması kaçınılmazdır. Bu noktada Saray ve AKP için çanlar çalabilir.

Saray, bütün bu cephelerle baş edebilmek için darbe girişimini büyük bir fırsata çevirerek krizi yönetmeye çalışıyor. Toplumda rahatlamayı sağlayacak, sağ duyuyu hakim kılacak, kişi hak ve özgürlüklerini genişletmek yerine, Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile baskı ve hukuksuzluğu uzattıkça uzatıyor. KHK’lara yönelik iç ve dıştan sesler yükseldikçe daha agresif politika yürütüyor. Beşiktaş’taki patlamanın ardından seferberlik ilan eden Erdoğan, Kayseri patlamasından sonra önümüzdeki günlerde bu çağrının dozunu artırarak sıkıyönetime gidebilir.

Buna karşın sarayın elini rahatlatan iki etkenden bahsedebiliriz. Birincisi, varlığını ve benliğini saraya tamamen teslim etmiş MHP, diğeri etkin muhalefet yürütmeyen ve sürekli yedeklenen CHP. HDP’ye ve sol kesime karşı saray ve hükümet, siyasi ve güvenlik gardını almış durumda. Ancak iktisadi krizin derinleşerek bir bunalıma dönüşme ihtimali bunları boşa çıkaracağı gibi ülkeyi faşizme de götürebilir.