Monday, December 18

Raver Ali: Ekonomik Göstergelerle Yanıltma

AKP hükümeti akıllara zarar bir dokunuşla ekonomideki kara tabloyu bir anda pespembe bir renge çevirdi. ‘Rakamlara işkence ederseniz istediğiniz sonucu alırsınız.’ Diye bir İngiliz atasözü var. Hükümet, işkenceyi Türkiye’nin üçüncü büyük partisinin eş başkanlarına, milletvekillerine, belediye başkanlarına, gazetecilere, bilim insanlarına ve diğer muhalif kesimlere yaptığından olacak ki, sayılara fazla işkence yapmadan makro verilerde istediği sonuçları elde etti.

Makroekonomik göstergelerle oynayarak ekonomide her şeyin yolunda gittiğini, hatta tahmin ettiğinizden daha da iyi gittiğini devletin istatistik kurumu TÜİK amiyane tabirle topluma yutturmaya çalışıyor.

Öncelikle şu tespiti yapmakta fayda var. Sadece bu güncellemeden dolayı değil, bir kaç nedenden dolayı devletin bütün resmi veri ve istatistiklerine mesafeli yaklaşmak gerekiyor.

Birinci neden: matematik, istatistik ve ekonometri gibi tekniklerin ve modellerin iktisatta uygulanması nesnel sonuçlar vermez. Sonuçların niyete ve hedefe göre çıkma gibi riskli bir özelliği var. İktisat disiplini ile iç içe olanlar bunu iyi bilmektedir.

İkinci neden: Türkiye ekonomisinin her alanında kayıt dışılık oldukça yaygındır. Küçük esnafından, holding firmalarına kadar bir çok işletmede bunu gözlemek mümkündür.

Üçüncü neden: anketlere dayalı araştırmalar ve verilerde gerçek beyanlara ulaşmak oldukça zordur. Özellikle servet ve gelirle ilgili araştırmalarda.

İstatistikler iyi çıkmasına rağmen, piyasada gerçeğin hiç de öyle olmadığını göre bilirsiniz. Ya da bütün ekonomik göstergeler krizi işaret ederken her şey yolunda gibi görünebilir.

TÜİK, internet sitesinde 2016 yılı üçüncü dönem büyüme verileri açıklanmadan önce GSMH hesaplamalarında yeni yönteme gidileceğini duyurdu. Yeni hesaplama yönteminin hükümetin lehine bir sonuç vereceğini tahmin etmek güç olmasa gerek. Veriler beklentilerin üzerinde olumlu çıktı. Yeni yöntem göstergelere göre 2016 yılının üçüncü çeyreğinde ekonomi geçen yılın üçüncü çeyreğine göre yüzde 1,8 oranında küçüldü. Yılın ilk üç çeyreğinde ise %2,4 büyüdü.

TÜİK yeni hesaplama yöntemi ışığında 2015 yılını ve 2016 yılının ilk iki çeyreğindeki büyüme oranlarını da güncelleyerek açıkladı. 2015 yılında % 4 olarak açıklanan büyüme oranı, bu verilere göre bir anda 2,1 puanlık artışla % 6.1’e çıktı. Bu yönteme göre 2015 yılında 720 milyar dolan GSMH, 861 milyar dolara yükseldi. Benzer sonuç doğal olarak kişi başı milli gelirde de yaşandı. Aynı yıl için kişi başı mili gelir 9.257 dolar iken sihirli bir dokunuşla 11.014 dolara yükseldi.

Mutlu azınlığın servetini toplam nüfusa bölerek kişi başına milli gelir açıklamak yeni hesaplamada da eski hesaplamada da gerçeğe dair bir şey söylememektedir. Servetlerin araştırılması, BDDK verilerine göre belli bir rakamın üzerindeki mevduat sayısı, yine bu mevduat oranlarının bölgesel dağılımı, en zengin yüzde birin toplam gelir içindeki payı, Gini katsayısı gibi onlarca verinin kayıt dışılık oranı çok düşük ekonomide anlamlı sonuçlar verir.

Ne yazık ki bu günkü göstergeler, gerçeği açıklamaktan ziyade üstünü örtme, manipüle etme işlevi görüyor.

TÜİK böyle bir değişikliğe gitme ihtiyacını uluslararası standartlara uyum gerekçesiyle yaptığını açıkladı. Ulusal Hesaplar Sistemi (SNA-2008) ve Avrupa Hesaplar Sistemi’dir (ESA-2010).

Bu değişiklikte kritik bir kaç tane hamle var. Bunlardan biri silah harcamalarının ithalatını yatırım kategorisine alınmış olmasıdır. Bu mantığa göre bir savaş uçağı almakla bir fabrika kurmak arasında fark yoktur. Mustafa Sönmez’e göre bu da milli gelirin % 27’sine denk geliyor. Demek ki bölgedeki çatışmalar için atılan her kurşun, batıda kurulan bir fabrikaya çakılan çivi ile eş tutulacak. Şehirlere bırakılan her bomba bir makine, metropolde muhalefete sıkılan her gaz fişeği bir hammadde olarak görülecek.

Göze çarpan diğer bir önemli değişiklik baz yılının 2009 olarak belirlenmesidir. 2008 krizinin etkisini hissetmiş ve göstergeleri daha önceki ve sonraki yıllara düşük çıkan bir yılın baz alınmış olması, değişim oranlarının bu yıldan başlatılması, hükümetin bilinçli ve manipüle çabalarının açık göstergesidir. 2009’dan sonraki yıllardaki veriler daha ‘iyi’ çıkmaktadır. Bu da bir başarı olarak pazarlanmaktadır.

Meraklıları ESA-95’den ESA-2010’a (ve SNA-2008) geçişte öne çıkan ve tüm ülkelerde temel değişim nedenlerini oluşturan başlıkları TÜİK’in internet sitesinden ayrıntılı olarak görebilirler.